Türkiye’nin tarımsal ihracatında stratejik bir öneme sahip olan kuru incirde yeni sezon heyecanı yaşanıyor. Özellikle Aydın ve çevresindeki verimli topraklarda yetişen incirler, bu yıl bol yağışlı ve elverişli hava şartlarının etkisiyle hem miktar hem de kalite açısından üreticisini memnun etti. Sezonun bereketli geçmesi, ihracat süreçlerinin de planlanandan daha erken, 28 Eylül itibarıyla başlamasına olanak tanıdı.
Sektör paydaşları, 2026 yılı için öngörülen 388 bin ton yaş ve 94 bin ton kuru incir rekoltesinin, Türkiye’nin küresel pazardaki hakimiyetini pekiştireceği görüşünde. Nazilli ilçesindeki işletmelerde hummalı bir çalışma sürdüren kadın işçiler, dünya standartlarında işledikleri ürünleri paketleyerek dünya pazarlarına hazırlıyor.

Üretim ve İhracatta Yeni Hedefler
Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan, bölgedeki rekolte artışının yüzde 70-80 bandında gerçekleştiğini belirterek, bu durumun hem iç piyasada fiyatları tüketicinin lehine düşürdüğünü hem de ihracat potansiyelini güçlendirdiğini ifade etti. Arslan, "Sarılop incirimiz, kalitesiyle dünyada rakipsiz. Bu bolluk, sürdürülebilir bir ihracat başarısı için büyük bir fırsat sunuyor" dedi.
Ancak sektörün önündeki bazı engeller de dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin numune alım oranlarını artırması ve incirde gözle görülmeyen okratoksin bakterisiyle ilgili yaşanan laboratuvar süreçleri, ihracatçıların maliyetlerini yükseltiyor. Arslan, ürünlerin geri iade edilmesi durumunda karşılaşılan navlun ve imha giderlerinin ihracatçıyı zorladığını vurgulayarak, devletin bu konuda destekleyici adımlar atması gerektiğini belirtti.

Genç Girişimcilerden Küresel Vizyon
Bölgedeki genç girişimciler de inciri sadece bir tarım ürünü olarak değil, Türkiye’nin uluslararası arenadaki marka değeri olarak görüyor. 20 yılı aşkın süredir 18 farklı ülkeye ihracat gerçekleştiren işletmeciler, fuar destekleri ve oda iş birlikleri sayesinde yeni pazarlara açılmaya devam ediyor. Nazilli’den dünyaya uzanan bu lezzet yolculuğunda, kalite standartlarından ödün vermeden Türk incirinin marka gücünü artırmak temel öncelik olarak belirlenmiş durumda. Sektör temsilcileri, Avrupa Birliği’nin uyguladığı teknik engellerin minimize edilmesi halinde, Türkiye’nin incir ihracatında çok daha yüksek rakamlara ulaşabileceğine inanıyor.