Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin siyasi kulislerin yoğunlaştığı bir dönemde televizyon programına katılan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Özel, anket senaryoları üzerinden yaptığı açıklamada, diğer olası adayların bulunmadığı bir durumda adaylığın kendisine düşebileceğini ima etti.
Özgür Özel: Kimse sorumluluktan kaçamaz
Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Ya anketlerde çıktı, yani ben bir şey istemiyorum da bir ben kazanıyorum falan. O zaman diyelim ki Mansur Bey yok, başka aday yok, hiçbir şey yok, sen de kazanıyorsun. O zaman kimse sorumluluktan kaçamaz, yani ne yapacaksın? 'Kimse kazanamıyor, siz kazanıyorsunuz, yine mi?' Yok, ben bir tek ben kazanıyorsam doğru aday benim demektir, o zaman olur. Ama ben kendimi bir seçenek olarak kendi aklımda da tutmuyorum, ortada da tutmuyorum."
Seçenekleri arasında adaylığın bulunmadığını savunan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben ilk genel başkan seçildim, kendi kendime dedim ki: 'Oğlum Özgür, sana çok gaz veren olur. Senin görevin doğru aday. Bu yanlışı yapmayacağım.' Mansur Bey yok, başka aday yok, hiçbir şey yok, sen de kazanıyorsun. O zaman kimse sorumluluktan kaçamaz. Böyle bir görev bana düşecek ve en doğru aday ben olsam bir adım geri durmam."
Özel, bu sözleriyle birlikte Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargı süreçlerini de hatırlatarak Mansur Yavaş'ın aday olmaması durumunda kendisinin devreye girebileceği mesajını verdi.
Sinan Burhan: İmamoğlu oyundan düştü
Özgür Özel'in açıklamalarını ve muhalefet cephesindeki gelişmeleri MHA Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan değerlendirdi. Burhan, Özgür Özel'in kafasının karışık olduğunu ancak şartların onu adaylığa yaklaştırdığını belirtti.
Burhan, şunları söyledi:
"Şöyle söyleyeyim; tabii Özgür Bey'in kafası karışık. Elbette cumhurbaşkanı adayı olmak ister. Rahmetli Süleyman Demirel'in çok önemli bir sözü vardı: 'Hiçbir fani cumhurbaşkanlığı makamını eliyle itemez.' demişti. Ancak Özgür Bey henüz Yeni Parti'nin yeni genel başkanı. Cumhuriyet Halk Partisi'nde çok uzun süre genel başkanlık yapamadı ve Yeni Parti'sini yeni kurdu. Karşısında da çok güçlü bir rakip var: Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Bütün bu denklemleri bir arada değerlendirecek olursanız, Özgür Özel için Anadolu'da kullanılan bir tabir var: 'Hem ağlarım hem giderim.' Bir taraftan aday olmak ister ancak diğer taraftan karşısında Sayın Erdoğan gibi güçlü bir rakip var ve bunu kazanamayacağını düşünür. O nedenle Özgür Özel'in henüz kararını verdiğini düşünmüyorum. Ancak görünen o ki şartlar, Özgür Bey'i adaylığa adım adım daha da yaklaştırıyor."
Mansur Yavaş garantisi ve AK Parti temasları
Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş cephesindeki gelişmeleri de değerlendiren Burhan, İmamoğlu'nun yargı süreçleri nedeniyle aday olamayacağını, Mansur Yavaş'ın ise garantili bir durum görmediği sürece sahaya inmeyeceğini öne sürdü.
Burhan, şu ifadeleri kullandı:
"Ekrem İmamoğlu iki forvetten biriydi. Ön seçimle aday olmuştu. Ancak bugün geldiğimiz noktada diplomayla ilgili sorunlar ve devam eden mahkeme süreçleri nedeniyle Ekrem İmamoğlu'nun aday olamayacağı görülüyor. En azından şu anda böyle bir durum söz konusu. Elbette yargı ne karar verir, buna bir şey diyemeyiz. Öte yandan Sayın Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti, Yeni Parti'ye geçmedi. Benim şahsi kanaatim, Mansur Yavaş'ın aday olmayacağı yönünde. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde meclis üyeliği yaptım. Mansur Bey'i yakından tanıyorum, birlikte çalışma imkânımız oldu. Sayın Mansur Yavaş, şartlar oluşmadan aday olmayı tercih etmez. Kazanamayacağı bir seçime girmez. Bir taraftan CHP ile arasında mesafe oluştu. Yeni Parti'ye geçmeyerek Yeni Partili seçmenle de arasında bir mesafe oluştu. Öte yandan Sayın Mansur Yavaş, yalnızca CHP ve Yeni Parti'nin vermesi muhtemel oylarla aday olamaz. Milliyetçi bloktan da DEM Parti'den de oy alması gerekiyor."
Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile yaptığı görüşmelere değinen Burhan, bu temasların Yeni Parti tabanında güven erozyonuna neden olduğunu belirtti. Burhan, Mansur Yavaş'ın belediyecilik performansı ve merkezi hükümetle uyum içinde hizmet verme isteği nedeniyle adaylıktan vazgeçebileceğini, geriye sadece Özgür Özel'in kalacağını savundu.
Muhalefetin ikinci tur hesabı ve dış politika eleştirisi
Seçim matematiğini ve sol sosyolojinin sınırlarını değerlendiren Burhan, sol gelenekten gelen bir partinin adayının seçim yarışına dezavantajlı başlayacağını ifade etti. Burhan, Özgür Özel'in ikinci turda CHP seçmeninin desteğini almayı hedeflediğini ancak milliyetçi ve DEM Parti seçmeninden oy almasının zor olduğunu belirtti.
Burhan, dış politikadaki tutumları eleştirerek şunları kaydetti:
"Öte yandan Türkiye'deki milliyetçi blok olarak nitelendirdiğimiz seçmen kitlesinin oylarının nasıl şekilleneceğini de görmemiz gerekir. Bakın, Mekke Anlaşması yapıldı. Millî konularda Sayın Özgür Özel'in tutumunun doğru olmadığını düşünüyorum. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu, Mavi Vatan konusunda ret oyu vermiş, sınır ötesi tezkerelere karşı çıkmıştı. Azerbaycan ve Karabağ meselesinde de ikircikli bir tutumları vardı. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu, 'Millî meselelerde biz muhalefet yapmayacağız.' diyor. Ancak Sayın Özgür Özel, Mekke Mutabakatı üzerinden 'hayır' oyu vereceklerini söylüyor. Böyle bir millî duruş olur mu? Türkiye bugün Tunus'ta ve Libya'da etkili hâle geldi, Mısır'la deniz yetki anlaşması imzalıyor. Bu konularda Sayın Özgür Özel'in Türkiye'nin millî politikalarına destek vermesi gerekirken destek vermiyor. Bu durumda Türkiye'deki milliyetçi çevreler de Sayın Özgür Özel'e sıcak bakmayacaktır."
Bölgedeki kritik gelişmelere ve ateş çemberine rağmen Türkiye'nin sergilediği güçlü duruşa vurgu yapan Burhan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Buradaki temel belirleyici nokta, Sayın Erdoğan'ın küresel liderliği ve küresel vizyonudur. Bir tarafta Ukrayna-Rusya Savaşı, diğer tarafta ABD-İran meselesi var. Suriye ise daha yeni yeni kendisine geliyor. Bütün bölge yanarken istikrarlı bir liderlik inşa eden Sayın Erdoğan var. Sayın Erdoğan'ın liderliği son derece kıymetli. Vatandaşımız da bunun farkında. Muhalefet partilerinin dış politikada ne yapacağını bilemiyoruz. Bu kadar tecrübeli bir lider dünyada gerçekten ya bir ya da iki kişidir. Sayın Erdoğan sayesinde, dış politikada bu kadar savaş yaşanmasına rağmen çok şükür Ankara'ya, Mardin'e veya Edirne'ye bir bomba düşmedi, bir kurşun gelmedi. Türkiye'de Sayın Erdoğan gibi büyük bir vizyona sahip liderin karşısında muhalefet partilerinin şu an için güçlü bir aday çıkarma şansı yok. Ancak temel belirleyici unsurun ekonomi olduğunu da belirtmek gerekir. Ekonomideki gelişmeler, şu anda gördüğümüz kadarıyla olumlu yönde ilerliyor. Fon meselesinin üzerine gidilmesi ve kamuoyuna çok ciddi biçimde açıklanması gerekiyor. Zaten Sayın Erdoğan gerekli müdahaleyi yapıyor. Vatandaş nezdinde de bu konuların üzerine gidiliyor, üstü kapatılmıyor. İnşallah ekonomideki olumlu gelişmelerle daha güçlü bir yapı oluşacak. Muhalefetin önünde bir proje, bir vizyon yok. Dış politikada, eğitimde ve sağlıkta ne yapacağını ortaya koyan bir muhalefet bulunmuyor. Sadece Sayın Erdoğan üzerinden yürütülen sığ bir muhalefet yapılıyor."