Ege Politik Siyaset İmamoğlu’ndan Silivri’den Atina’ya mesaj: Benim oyum hâlâ geçerli mi?

İmamoğlu’ndan Silivri’den Atina’ya mesaj: Benim oyum hâlâ geçerli mi?

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Yunanistan’daki demokrasi etkinliğine gönderdiği mesajda seçmenin iradesinin yok sayılmasını eleştirerek YENİ Parti’ye destek verdi.

İmamoğlu’ndan Silivri’den Atina’ya mesaj: Benim oyum hâlâ geçerli mi?

Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) Grubu’nun 10-11 Eylül tarihlerinde Atina’daki Olympia Theatre’da gerçekleştirdiği “Democracy at its Roots” başlıklı toplantıda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden gönderdiği metin katılımcılara okundu. Mesajında Türkiye’deki siyasi gelişmelere ve yargı süreçlerine değinen İmamoğlu, halkın sandıkta ortaya koyduğu tercihin geçerliliğini sorguladı.

İmamoğlu, mesajında şunları kaydetti:

“Sevgili dostlar, sevgili yoldaşlar demokrasiyi köklerinden ele almak üzere Atina’da bir araya geldiniz. Benim sözlerim ise bugün size Silivri’deki bir cezaevi hücresinden ulaşıyor. İçinden geçtiğimiz anın vahametini anlatmak için daha ne söylemeye gerek var?

Demokrasinin en açık sınavlarından biri aslında basit bir soruda yatıyor: Halkın tercihi hâlâ geçerli mi? Demokrasi, iktidardakilerin, sonuç kendi aleyhlerine olduğunda dahi seçim sonucuna saygı göstermelerini gerektirir. Rakiplerinin kazandığını kabul etmelerini gerektirir. İktidardakiler seçmenin tercihinin önüne geçmeye ya da bu tercihin anlamını azaltmaya çalıştığında, demokrasinin kendisi baskı altına girer.

İstanbul halkı tercihini üç kez ortaya koydu; 2019’da iki kez ve 2024’te bir kez daha. Bugün onların seçtiği belediye başkanı cezaevinde. Sandığa giden sıradan bir İstanbullu bugün son derece haklı olarak şu soruyu sorabilir: ‘Benim oyum hâlâ geçerli mi?’

Yeni parti çatısı altında bir araya gelenlere destek

Mesajının devamında Türkiye’deki demokratik gerilemenin ötesine geçen yapısal sorunlara dikkat çeken İmamoğlu, CHP Kurultayı sürecine ve ardından kurulan yeni siyasi oluşuma değindi. İmamoğlu, vatandaşın sesinin dikkate alınmamasının münferit bir hak ihlali olmadığını, demokrasinin temellerinin sarsıldığını belirtti.

İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de artık yalnızca demokratik gerilemeye ilişkin kaygıları dile getirme noktasını geride bıraktık. Mesele yalnızca seçilmiş belediye başkanlarının hapsedilmesi ya da görevlerinden uzaklaştırılması değil. Daha derindeki soru şu: Seçmenin iradesi, iktidardakilerin çıkarlarıyla çatıştığında hâlâ yeterli ağırlığa sahip mi?

Üstelik bu gelişmeler yalnızca seçilmiş belediyelerle sınırlı kalmadı. Bir mahkeme kararı CHP Kurultayı’nın sonucunu geçersiz kıldı. Yol arkadaşlarım boyun eğmeyi reddetti. Halkın iradesine saygı duyulan bir Türkiye’ye olan inançlarıyla YENİ Parti çatısı altında bir araya geldiler. YENİ Parti’nin bütün kalbimle yanındayım.

Vatandaşın sandıktaki sesi dikkate alınmadığında ve bir kişinin mahkemedeki savunması duyulmadığında, artık münferit hak ihlallerinden söz etmiyoruz. Demokrasinin temellerinin kendisi sarsılıyor.”

Paweł Adamowicz Ödülü’nü almasının şahsi bir onurdan ziyade dayanışma göstergesi olduğunu vurgulayan İmamoğlu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin evrensel olması gerektiğini hatırlattı. Türkiye halkının demokrasi mücadelesini kendisinin sürdüreceğini belirten İmamoğlu, uluslararası toplumdan beklentisini de net bir dille ifade etti.

İmamoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu nedenle Paweł Adamowicz Ödülü’nü hiçbir zaman yalnızca şahsıma verilmiş bir onur olarak görmedim. Bu ödülü, İstanbul halkının demokratik iradesiyle ve Türkiye’nin dört bir yanında demokrasi mücadelesini sürdüren milyonlarca insanla dayanışmanın bir göstergesi olarak kabul ediyorum.

Bugün İstanbul’da ve muhalefetin yönettiği diğer kentlerde sınanan yalnızca Türkiye’nin demokrasisi değildir. Seçmenin iradesine saygı, ortak bir demokratik standarttır. Bu nedenle yaşananlar hepimizi ilgilendiriyor.

Türkiye’de demokrasi mücadelesini Türkiye halkının kendisi sürdürecektir. Kimseden bu mücadeleyi bizim adımıza yürütmesini istemiyoruz. Dostlarımızdan istediğimiz yalnızca şudur: Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ülkeden ülkeye değişmemelidir.

Atina ile Silivri’yi birbirine bağlayan bu buluşmanın bana bir kez daha hatırlattığı şey budur. Ben karamsar değilim. İradesini üç kez açıkça ortaya koymuş bir halk, gerektiğinde bunu yeniden ortaya koyacaktır. Demokrasi, halkın sabrı ve kararlılığı sayesinde ayakta kalır. Hepinize dayanışma duygularımla en içten selamlarımı gönderiyorum.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız