Ege Politik Gündem Emekli Tuğgeneral Ali Er: Yunanistan-İsrail anlaşmasına NATO'da itiraz edilmeli

Emekli Tuğgeneral Ali Er: Yunanistan-İsrail anlaşmasına NATO'da itiraz edilmeli

Ali Er, 3 milyar Avroluk Aşil Kalkanı projesinin S-400 kriziyle eşdeğer risk taşıdığını ve kaynak kodlarının İsrail'e geçmemesi için Ankara'nın harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

Emekli Tuğgeneral Ali Er: Yunanistan-İsrail anlaşmasına NATO'da itiraz edilmeli

Yunanistan ile İsrail arasında 31 Ağustos tarihinde imzalanan ve yaklaşık 3 milyar Avro (3.5 milyar dolar) bedelle gerçekleşen Aşil Kalkanı hava savunma anlaşması, güvenlik uzmanlarınca mercek altına alındı. Emekli Tuğgeneral Ali Er, söz konusu iş birliğinin NATO perspektifinden Türkiye’nin Rusya’dan S-400 sistemi alımıyla aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Er, konuya ilişkin değerlendirmesinde iki ülke arasındaki bu savunma sanayi anlaşmasının ittifak yapısı açısından yarattığı tehdit algısına dikkat çekti. İsrail’in NATO üyesi olmamasının, Rusya örneğindeki gibi bir risk unsuru oluşturduğunu belirten Er, bölgedeki gerilimlere de örnek gösterdi.

Emekli Tuğgeneral Ali Er, şu ifadeleri kullandı:

“Bu anlaşma ile Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması arasında hiçbir fark yok. NATO için aynı risk ve tehdit yine söz konusu.”

Er, İsrail’in NATO üyesi bir ülke olan Türkiye’ye karşı potansiyel bir tehdit olarak görülebileceğini savundu. Suriye’de gerçekleştirilen havaalanı saldırılarını bu tezin kanıtı olarak sunan emekli general, siyasi aidiyet farklılıklarının askeri iş birliklerindeki riskleri ortadan kaldırmadığını belirtti.

NATO mimarisindeki değişim ve Kürecik radarı

İttifakın hava ve füze savunma stratejisinde 2010 Lizbon Zirvesi sonrasında köklü değişiklikler yaşandığını anlatan Ali Er, bu tarihten önceki ve sonraki dönemlerin sorumluluk alanlarını karşılaştırdı. Soğuk Savaş’tan 2010’a kadar üye ülkelerin milli hava savunmalarından kendilerinin sorumlu olduğunu, NATO’nun ise yalnızca harekât alanındaki tahsisli kuvvetlerin korunmasından mesul bulunduğunu aktardı.

Er, dönüm noktası olan zirve sonrası süreci ve ABD’nin Avrupa’daki sistem entegrasyonu çabalarını şöyle özetledi:

“Soğuk Savaş döneminden 2010’a kadar NATO sadece harekât alanında, NATO’ya tahsisli kuvvetlerin hava savunmasından sorumluydu, ülkeler de kendi milli hava savunmalarından sorumlulardı. Yunanistan’ın S-300’leri kullanabilmesinin nedeni de budur. Ancak 2010 Lizbon Zirvesi’nden sonra ABD hava savunma sistemlerini Avrupa’ya yerleştirebilmek için NATO’nun hava sistemlerinin birleşmesi teklifini yaptı. NATO ülkelerinin hava savunması tek bir hava sahası savunması olarak kabul edildi. Buna göre Ramstein’da komuta kontrol sistemi kuruldu. Hatta bunun radarlarından biri de Kürecik’te. Sonuç olarak Türkiye S-400’leri alamazdı ama Yunanistan da İsrail’den Aşil Kalkanı’nı alamaz.”

Bu teknik ve hukuki çerçeve doğrultusunda Er, Ankara’nın pasif kalmaması gerektiğini vurguladı. Hava savunma sistemlerinin kaynak kodlarının İsrail’in kontrolüne girmesinin yaratacağı istihbarat ve güvenlik açığına dikkat çeken emekli Tuğgeneral, Türkiye’nin konuyu NATO Askeri Komitesi (MC) ve Kuzey Atlantik Konseyi (NAC) nezdinde resmi olarak gündeme getirmesi ve anlaşmaya itiraz etmesi çağrısında bulundu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız