AFSİAD Federasyonu Genel Başkanı ve AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın, kamu bankalarının 31 Ağustos itibarıyla kredi faizlerinde iki ila üç puanlık indirime gideceğini duyurmasını değerlendirdi. Bu gelişmeyi olumlu bulan Sayın, finansman maliyetlerindeki düşüşün tüm bankacılık sektörüne yayılması gerektiğini ifade etti. Özellikle özel bankaların da ticari kredilerde benzer bir indirime gitmesi gerektiğinin altını çizen Sayın, atılacak adımların yalnızca faizle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasıyla piyasa fonlama maliyetinin yüzde 40’tan yüzde 37’ye gerilediğini hatırlatan Sayın, bu durumun finansal normalleşme açısından önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. İş dünyasının uzun süredir dile getirdiği bu beklentinin karşılık bulmasının memnuniyet verici olduğunu dile getiren Sayın, söz konusu indirimin üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlayacağını kaydetti.
Finansman yükü sadece faizden ibaret değil
Kadir Sayın, işletmelerin karşı karşıya olduğu finansman sorununun yalnızca yüksek faiz oranlarından oluşmadığına dikkat çekti. Kredi limitlerinin daralması, teminat taleplerinin ağırlaşması ve yüksek komisyonların da işletmelerin üretim kabiliyetini sınırlandırdığını belirten Sayın, bu nedenle kalıcı bir çözüm için reel sektör ile finans sektörünün dengeli bir iş birliği kurması gerektiğini ifade etti.
Sayın, ticari ve KOBİ kredilerindeki faiz indiriminin tüm bankalar tarafından gecikmeden uygulanması gerektiğini belirterek, sağlanan avantajın ilave komisyon veya masraf artışlarıyla etkisiz hale getirilmemesi gerektiğini söyledi. Mevcut kredi limitlerinin korunması ve ihtiyaçlar doğrultusunda artırılması gerektiğini vurgulayan Sayın, teminat taleplerinin de firmaların mali yapısıyla uyumlu ve makul seviyelerde belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.
KOBİ’lere pozitif ayrımcılık şart
Finansman sorununun çözümü için faiz, komisyon, kredi limiti, vade ve teminat şartlarının birlikte ele alınması gerektiğini söyleyen Sayın, ticari kredi büyüme sınırlarında KOBİ’lere, üretim yapan işletmelere ve ihracatçılara pozitif ayrımcılık sağlanması gerektiğini ifade etti. KGF destekli finansman imkânlarının ve TOBB Nefes Kredisi’nin kapsamının genişletilmesinin öncelikli ihtiyaçlar arasında olduğunu belirten Sayın, ihracatçılara yönelik reeskont kredileri ve döviz dönüşüm desteğinin artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bankacılık sektörü ile reel sektörün birbirinin rakibi değil, ekonomik büyümenin iki ortağı olduğunu vurgulayan Sayın, üreten, yatırım yapan ve istihdam sağlayan işletmelerin finansmana erişiminin güçlendirilmesinin Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirtti.