Türkiye’nin kestane üretiminde lokomotif görevi gören Aydın ve İzmir hattında, aylardır süren yoğun mesai nihayete erdi. Dağlık bölgelerde gerçekleştirilen hasat çalışmaları, üreticiler için hem fiziksel hem de ekonomik açıdan büyük bir sınav niteliği taşıyordu. Bölgedeki üreticiler, 50 metreye varan devasa ağaçların tepesinde, her an tehlikeyle burun buruna kalarak mahsullerini topladı.

Zorlu çalışma koşulları ve maliyetler
Hasat döneminin en dikkat çeken yönü ise işçilik maliyetleri oldu. Emek yoğun bir süreç olan kestane toplama işleminde, ağaçlara tırmanarak sırıkla çırpma yapan erkek işçilere 5 bin lira, yerden toplama yapan kadın işçilere ise 2 bin 500 lira günlük yevmiye ödendiği kaydedildi. Gelişen tarım teknolojilerine rağmen, ağaçların yapısı gereği halen geleneksel yöntemlerin tercih edildiği hasat sürecinde, toplanan ürünler "dökek" adı verilen özel alanlara taşınarak olgunlaşmaya bırakıldı.

Rekolte beklentisi yüzleri güldürüyor
Kozalaklarından patoz yardımıyla ayrıştırılan kestanelerin birkaç hafta içinde tezgahlardaki yerini alması bekleniyor. Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret onayı alan Aydın kestanesi, bu yılki 50 bin tonu aşan rekolte hedefiyle hem üreticisinin yüzünü güldürdü hem de piyasadaki yerini sağlamlaştırdı. Çiftçiler, zamanla yarışarak tamamladıkları bu zahmetli sürecin sonunda, ürünün kalitesinden ve elde edilen verimden oldukça umutlu olduklarını ifade ediyor.