Çözüm süreci çerçeve yasasına verilen "evet" oyları ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle parktan çıkarılan gazilerin durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Özel, iktidarın demokratikleşme adımlarında samimi olmadığını öne sürerken, Mekke Anlaşması'nın da Meclis denetiminden geçirilmeden yürürlüğe girmesini eleştirdi.
Çerçeve yasa oylamasındaki parti içi tablo
Terörün sonlandırılması amacıyla hazırlanan çerçeve yasaya partisinin verdiği desteği savunan Özel, bu tutumun ilkesel bir duruş olduğunu belirtti. YENİ Parti'nin ülke yönetimine talip bir yapı olarak geniş perspektiften bakması gerektiğini vurgulayan lider, milletvekillerinin kendi bölgelerindeki hassasiyetlere göre oy kullanmasına izin verdiklerini ifade etti. Bu süreçte 35 milletvekilinin "evet", 54 milletvekilinin ise "hayır" oyu kullandığını hatırlatan Özel, grup içinde farklı görüşlerin bulunmasından rahatsızlık duymadığını, aksine bunun yeni siyaset anlayışlarının bir başarısı olduğunu kaydetti.
Özel, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Partimizin tutumu ilkesel bir tutum. Yıllardır bu meselenin Meclis’te çözülmesini istiyoruz. Bir terör örgütü silah bırakıyor. Bundan sonra çatışma olmayacak gözüküyor. Bu sürecin en büyük karşıtı olan MHP başlangıcı ifade etti. Ülkeyi yönetmeye talip olan bizler PKK’nin silah bırakmasına nasıl “Hayır” diyeceğiz. O yüzden bu konuda ilkesel olarak “Evet” demek durumundayız. Bu ihtimalin karşısında yer alınmaz, tarihsel olarak. Elbette eleştirilere hak veriyoruz. Genel olarak itirazlar bize bu kadar çok kötülük yapılırken, antidemokratik uygulamalar varken “evet” denmesi.
Terörün bitmesine herkes “evet” deniyor. Ama bu süreç samimi mi? “Hayır” diyorlar. Biz ülkeyi yönetme kararlılığında olanlar olarak duygularla değil, ilkelerle davranmak zorundayız. Bu meselenin bir güvenlik bir demokratik bir de kalkınma boyutu var. İşin kalkınma meselesi açısından da önemli bir nokta. Demokratikleşme adımlarının mutlaka atılması gerektiğini düşünüyoruz. Esas olarak da bu durumun bir kalkınma fırsatı yaratacağını düşünüyoruz. Çünkü terör karşısında 2 trilyon gibi bir para harcadık. Terör olduğu için kazanamadıklarımız da var. “Ülkeyi yöneteceğiz” diyen bir partinin çok geniş bir perspektiften bakması gerekiyor. Ama milletvekillerimize kendi illerinin hassasiyetine bakmasını söyledik. Ona göre karar verdiler. 35 milletvekili “evet”, 54 milletvekili “hayır” oyu verdi.”
Gazilerin özlük hakları ve Meclis çağrısı
Ankara Güvenpark'ta özlük hakları için eylem yapan ancak polis müdahalesiyle alanı terk etmek zorunda kalan şehit yakınları ve gazilere dikkat çeken Özel, mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını savundu. Asgari ücretin altında ödeme yapılan ve protez giderleri bile tam karşılanmayan bu kitlenin beklentilerinin görmezden gelindiğini belirten YENİ Parti lideri, terörle mücadelede bedel ödeyenlerin sorunları çözülmeden atılan adımların toplum vicdanında destek kaybına yol açtığını ifade etti.
Özel, gazilere yönelik şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkenin gazileri ve şehit aileleri bunu hak etmiyor. Ülkenin gazisine ve şehit ailesine sahip çıkılmıyor. Terörden dolayı ceza almış kişilerle ilgili bir takım düzenlemeler yapılıyor. Bu düzenlemeler yapılırken gaziler ve şehit ailelerinin beklentilerini karşılamayacak, çok cılız düzenlemeler yaptılar. Madem terör bitiyor; şu an eylem yapan arkadaşların temsil ettiği kitle 6 bin kişi. Ve onlara asgari ücretin altında ödemeler yapılıyor. Hiçbir haktan yararlanamıyorlar. Protezlerinin en ucuzu ödeniyor. Madem ordu profesiyonel askerliğe yöneldi, bu kadar büyük bütçelerin içinde talepler hiçbir şey değil. Ama yapmadılar. Terörün sonlandırılması umuduyla yapılan düzenlemelerin toplumda alacağı desteğe en büyük engel, orada ortaya çıkan görüntüler. Terörle mücadelede kolunu, bacağını kaybetmiş kişinin sorununu çözmeden atılan her adım toplum vicdanında bu sürece desteği düşürüyor. Numan Kurtulmuş’a bir çağrıda bulunuyorum. Gazi Meclis’in gazilerin sesini duyması lazım. Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırması lazım. Genel görüşme açılabilir, ilgili komisyon çalışabilir. Ellerinde verilmiş kanun teklifleri var. Biz defalarca kanun teklifi verdik. Meclis Başkanı tarafsız kişiliğiyle bu adımı atmalı.”
Mekke Anlaşması ve dış politika eleştirisi
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı anlaşmayı değerlendiren Özel, bu belgenin "tek yaprak" bir anlaşma olarak Meclis'ten geçmeden yürürlüğe girmesinin hukuki ve siyasi açıdan riskli olduğunu belirtti. Anlaşmanın ABD eski danışmanı Tom Barrack'ın çizdiği çerçevede ve Donald Trump'ın tercihleri doğrultusunda şekillendiğini öne süren Özel, Türkiye'nin Batı ittifakından koparılarak Ortadoğu'da yeni bir blok içinde konumlandırıldığını savundu.
Özel, dış politikaya dair şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz Batı’ya kendimiz için bir çağrı yapmıyoruz. Türkiye ile kurdukları ilişkilerin sağlıklı olması için çağrıda bulunuyoruz. Demokratik olmayan komşuyla bir istikrar, sürdürülebilir bir istikrar olmaz. Türkiye’yi demokratik zemine davet etmek, ilkeli ittifaklar kurmak lazım. Merkel gibi “Al Euro’yu, tut Suriyeli’yi” yapmak doğru bir ittifak değil. “Sen iktidarını sürdür, ben Türkiye’deki antidemokratik gelişmelere göz yumayım” ilkeli bir ittifak değil. Türkiye’ye lig düşürttüler. Siz Batı’nın Mısır’a, Libya’ya insan hakları eleştirisi yaptığını duyar mısınız? Onlar başka bir ligte. Türkiye eskiden eleştiriler alan ama Batı ittiakının parçası olan bir ligteydi. Türkiye, Tom Barrack’la birlikte Ortadoğu’nun bir parçası olarak görülüyor. Avrupa da bizi göçü engelleyen bir tampon bölge olarak görüyor. Esas sorun bu. Dünyada eskiden örgütlerle vekalet savaşları yapıyorlardı. Şimdi örgütleri ülkelere dahil edip, bizim burada yaşananlar da farklı değil, bölgelerde takımlar kuruyorlar. Türkiye’yi Pakistan ve Suudi Arabistan ile bir takım yaptılar. Üzerine de söz ettiğiniz anlaşmayı yaptılar. Tek yaprak bir anlaşma, muhattaplar da “Meclis’ten geçmesine gerek yoktur” diyor. Altına “Suudi Arabistan’a saldıran Türkiye’ye saldırmış kabul edilecek” yazmışlar. Böyle bir anlaşmanın Meclis’ten geçmeden yürürlülüğe girmesi mümkün değil. Trump’ın gönlüne göre, Barrack’ın çizdiği çerçevede oluşturulmuş ve kurumsal siyaseti, Meclis’i dışlayan bir anlaşma. Türkiye’nin güvenliği açısından da riskler barındırıyor. Trump’ın gönlüne göre Suudi Arabistan ve Pakistan’la “Kardeşime tekme atana benden bin tekme” anlaşması yapacak bir ülke değiliz.”