Denizli’nin Beyağaç ilçesinde bir döneme damgasını vuran, lezzeti ve büyüklüğüyle nam salan karpuzların hikayesi, eski Belediye Başkanı İsmail Eliuz’un anılarıyla yeniden gündeme geldi. 1979 yılında ilçeye öğretmen olarak atanan Eliuz, bölge halkının temel geçim kaynağı olan tütünün düşük verimi ve TEKEL tarafından uygulanan kısıtlamalar nedeniyle çiftçinin yaşadığı ekonomik zorluklara çözüm arayışına girdi.

Tohumdan festivale uzanan yolculuk
Alternatif ürün arayışını karpuz üzerine yoğunlaştıran Eliuz, Kale bölgesinde keşfettiği Amerikan menşeli Charleston Gray çeşidini Beyağaç topraklarıyla buluşturmaya karar verdi. 1981 yılında 10 dekarlık alanda başlatılan ilk deneme, başlangıçta teknik bilgi eksikliği nedeniyle zorluklarla karşılaşsa da, ikinci yılda tüpleme yöntemiyle büyük bir başarıya dönüştü. Elde edilen ürünler, kısa sürede yerel pazarın hakimi oldu ve ilçe dışından gelen karpuzların rekabet edemez hale gelmesini sağladı.
Üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte Beyağaç, kısa sürede "karpuzcu memleket" olarak anılmaya başlandı. 1984 yılına gelindiğinde ekim alanı 40 dekara ulaştı; 30-35 kilogram ağırlığa ulaşabilen dev karpuzlar, sadece Denizli’ye değil, Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına gönderilir hale geldi. Bu başarı, 1986 ve 1987 yıllarında düzenlenen görkemli Karpuz Festivalleri ile taçlandırıldı.

Su kriziyle gelen sessizlik ve umut dolu yarınlar
Ancak bu bereketli dönem, bölgedeki Subaşı Mahallesi’nde bulunan Su Gözü kaynağının kurumasıyla sekteye uğradı. Sulama imkanlarının ortadan kalkması, karpuz üretimini durma noktasına getirdi. Bugün ise eski Belediye Başkanı İsmail Eliuz, ilçedeki yeni sulama olanaklarının değerlendirilmesiyle Beyağaç’ın yeniden o eski "karpuz diyarı" günlerine dönebileceğine inanıyor. Eliuz, geçmişteki bu tecrübenin, ilçenin tarımsal potansiyelini yeniden keşfetmek isteyen üreticiler için önemli bir rehber niteliği taşıdığını vurguluyor.