Türkiye’nin bağcılıkta öncü kentlerinden Manisa’da, yaş ve kurutmalık üzüm üretiminde sezonun en yoğun dönemi yaşanıyor. Kent genelindeki yaklaşık 1 milyon dekar bağ alanında, üreticiler günün ilk ışıklarıyla birlikte tarlalardaki yerini aldı. Yıl boyunca büyük bir özveriyle yetiştirdikleri ürünleri toplayan çiftçiler ve tarım işçileri, hasadın tüm aşamalarında titiz bir çalışma yürütüyor.
Bağlardan özenle kesilen üzümler, iki farklı değerlendirme sürecine tabi tutuluyor. Sofralık olarak ayrılan ürünler kasalara yerleştirilerek sevkiyat için hazırlanırken, kurutmalık üzümler ise sergi alanlarına taşınıyor. Bu taşıma işleminin ardından Saruhanlı Ovası’nda görsel bir şölen başlıyor.

Sergi Alanlarında Altın Sarısı Görüntü
Kurutmalık üzümlerin sergi alanlarına serilmesiyle birlikte ova, adeta altın sarısı bir örtüyle kaplanıyor. Güneşin altında günlerce bekletilen üzümler, kurutma sürecinin tamamlanmasının ardından işlenmek üzere hazır hale getiriliyor. Bu süreçte hava koşulları, üreticilerin en çok dikkat ettiği konuların başında geliyor. Kaliteli bir kuru üzüm elde edebilmek için güneşli ve yağışsız bir sezon büyük önem taşıyor. Üreticiler, bir yandan ürünlerini kuruturken diğer yandan da sezonun bereketli geçmesi temennisinde bulunuyor.
Bölgenin ekonomik kalkınmasında kilit rol oynayan çekirdeksiz kuru üzüm, üreticilerin en büyük gelir kapısı konumunda. Manisa’dan her yıl ortalama 500 milyon dolarlık kuru üzüm ve yaklaşık 200 milyon dolarlık yaş üzüm ihraç ediliyor. Bu rakamlar, kentin Türkiye’nin tarım ihracatındaki gücünü de gözler önüne seriyor.

Ovadan Dünya Sofralarına Uzanan Zincir
Manisa’nın verimli topraklarında başlayan bu hasat hareketliliği, ürünlerin bağlardan toplanmasıyla başlayıp sergi alanlarındaki kurutma işlemine, oradan da iç ve dış pazarlara ulaşana kadar devam eden geniş bir tedarik zincirinin ilk halkasını oluşturuyor. Üreticilerin alın teriyle yetiştirdiği üzümler, bu sezon da hem yerel sofraları hem de dünya mutfaklarını süslemeye hazırlanıyor.