Manisa’nın Demirci ilçesi, kökleri 1886 yılına kadar uzanan tarımsal bir hazineyi yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Mora Yarımadası’ndan gelen tek bir fideyle başlayan ve günümüzde 12 bin ağaçlık bir kapasiteye ulaşan Figani Efendi eriği, bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri haline geldi. 2024 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenerek kalitesi resmiyet kazanan bu özel ürün, ağustos ayının sonundan eylül sonuna kadar süren hummalı bir çalışma ile toplanıyor.

Doğallığıyla öne çıkan üretim süreci
Yıllık yaklaşık 200 tonluk rekolteye sahip olan Figani Efendi eriği, hiçbir kimyasal ilaç kullanılmadan tamamen doğal yöntemlerle yetiştiriliyor. Üreticiler, hasat ettikleri ürünleri iki farklı şekilde değerlendiriyor. Bir kısmı doğrudan taze meyve olarak pazara sunulurken, geri kalan bölümü ise güneş altında kurutularak yıl boyu tüketilebilecek çerezlik bir lezzete dönüştürülüyor.

Toprağın ve iklimin eşsiz uyumu
55 yıldır çiftçilikle uğraşan Ramazan Akın, bu eriğin Demirci’nin toprak yapısıyla bütünleştiğini vurguluyor. Akın, başka bölgelere fidan göndererek denemeler yaptıklarını ancak aynı verimi ve aromayı yakalamanın mümkün olmadığını belirtiyor. Özellikle sindirim sistemi rahatsızlıkları yaşayanların yoğun ilgi gösterdiği bu şifalı meyve, sadece yerel değil, çevre illerden de ciddi talep görüyor. Ankara, Salihli ve Köprübaşı gibi merkezlere gönderilen ürünler, hem taze hem de kuru haliyle tüketicilerin sofralarında yerini alıyor. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte üreticiler, bu asırlık lezzeti koruyarak gelecek nesillere aktarmanın gururunu yaşıyor.