Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesinin sekizinci duruşması görüldü. Duruşmada tutuklu sanıkların tahliye istekleri alındı ve perşembe günü tutukluluk incelemesi yapılacağı belirtildi.
Duruşmada ilk söz alan isim, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı ve eşi Tuba Torun oldu. Torun, müvekkili hakkında yöneltilen rüşvet iddiasının tutarsız olduğunu ve iddia edilen rakamlarda farklılıklar bulunduğunu ifade etti. Avukat Torun, itirafçı Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesi ile duruşma salonundaki beyanları arasında çelişkiler olduğuna dikkat çekti.
Torun, bu durumun beyanların yalan olduğunun kanıtı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu da beyanların yalan olduğunun kanıtıdır.”
Avukat Torun, itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın müvekkiline husumet beslediğini, ilkel yöntemler kullanan bir şirketle çalışılmasını istediğini ve Erdoğdu’nun görüştüğü Vega Hreko şirketinin faaliyetlerinin bu nedenle durdurulduğunu anlattı. Ayrıca suçlamanın tarihinin 2020'deki infaz düzenlemesi öncesine dayandığını hatırlatarak verilecek cezanın infaz kabiliyetinin kalmadığını savundu.
Torun, kişisel tecrübelerini ve adalet inancını koruma çabasını ise şöyle dile getirdi:
“Sayın heyet, benim meslekte 16. yılım doldu. Oldum olası siyasetin merkezindeydim. Siyasi davaları, toplumsal davaları hep takip ettim. Kadın haklarını varımla yoğunumla savundum. Çok katillerin, istismar faillerinin serbest bırakıldığını, hiç tutuklanmadığını, aflardan yararlandıklarını, çıkınca yarım bıraktıkları işleri tamamladıklarını bile gördüm. Bu dava vesilesiyle bir suç olarak haksızlığa isyan ettiğim için yargıyı etkilemeye teşebbüsten yargılanmakta olduğum gibi o davalarda da örneğin cinsel saldırıdan cezası kesinleşmiş birine tacizci dediğim için yargılandım. Dolayısıyla mesleğin icrası biraz da bu salonlar vesilesiyle öğrendik sayılır. Neticede yıllar içerisinde hukuken çok fakirleştiğimize bizzat bu salonlarda şahit oldum. Üzüntüm bizden ziyade toplumumuzun adalete olan inancını yitirmesinedir. Ben her şeye rağmen adalete olan inancımı muhafaza etmeye çalışıyorum.”
Sanıklardan delil ve meşruiyet vurgusu
Torun’un beyanlarının ardından sanık kürsüsüne gelen Bulut Aydöner, Serbülent Danış’ın yalan ifadeleri nedeniyle tutuklandığını öne sürdü. Aydöner, 50 milyonluk arsaların tehditle alınması iddialarına ilişkin şikayet edilmemesini sorgulayarak Pendik Arkatlı’daki KİPTAŞ konutlarına ve dayısının mezar yeri sorununa değindi.
Aydöner, “Ben belgelerle, delillerle değil, Serbülent Danış’ın yalan ifadeleri yüzünden tutuklandım. Bir insanın 50 milyonluk arsaları elinden tehditle alınmışsa neden şikayet etmemiş, suç üstü yaptırmamış” dedi.
Pendik Arkatlı’daki duruma atıfta bulunan Aydöner, “Dayım Arkatlı'daki evlerin arkasında bulunan mezarlığa gömüldü. Yani İBB dayıma mezar yeri verdi. Bunun için de yargılanacak mıyız?” ifadelerini kullandı.
Şahan’dan siyasete ve hukuka çağrı
Şişli’nin tutuklu Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ise 17 aydır makamında kayyum bulunduğunu hatırlattı. Torun Center’daki tadilat iddiasının gerçeği meşru kılmadığını ve kesilen 1 milyar TL’lik cezanın tutarını Marmara Belediyeler Birliği’nin belirlediğini ifade eden Şahan, Taşyapı projesinde belediyenin ruhsat ve imar kararlarının mevcut olduğunu belirtti.
Şahan, “Biz işimizi yaptık. Tespit ettik, ceza kestik, düzelttirdik. İşimizi hakkı ile yaptık” şeklinde konuştu.
Tahliye talebinde bulunan Şahan, siyasetin daraltılması ve seçilmiş iradenin işlevsizleştirilmesi eleştirisi yaparak mahkeme heyetine seslendi:
“Sayın başkan, sayın heyet; bu ülkenin birbirine çelme takarak, siyaseti daraltarak, seçilmiş iradeyi işlevsizleştirerek kaybedecek zamanı kalmadı. Benim büyük arzum topluma, yurttaşına güven veren bir ülkede yaşamak. Ben düşman değilim. Arkadaşlarımdan hiçbirisi düşman değil. Ben Ankara’da büyümüş bir memur çocuğuyum. Buradaki hiçbir siyasi arkadaşım ve hiçbir bürokrat arkadaşım da düşman değil. Bu ülkenin insanlarıyız. Evet, özgürlüğümü istiyorum. Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi. Kızıma kavuşmak istiyorum, aileme kavuşmak istiyorum, Şişli’ye kavuşmak istiyorum. Görevime geri dönmek istiyorum. Ama kendim için ayrıcalık istemiyorum. Ben yargıdan, yani sizlerden, bu divandan siyasetin sorunlarını da çözmenizi istemiyorum. Sizlerden tek istediğim, siyasetin tartışmalarından bağımsız olarak hukukun ölçüsünü bu dosyada uygulamanızı istiyorum.
Bugün sizlere bu toplumu ayakta tutan şeyin güven olduğunu anlatmaya çalıştım. İşte bugün burada çıkacak karar da tam bununla ilgili. Bu ülkede insan, işini doğru yaptığı için korunacak mı, korunmayacak mı? 17 aydır bunu vicdanımda tartışıyorum sayın başkan. 17 aydır. Ve gururla, gönül rahatlığıyla söylüyorum: Ben işimi yaptım. Ailem, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, mesai arkadaşlarım gönül rahatlığıyla söylesinler: Resul Emrah Şahan sadece işini yaptı. Ve izninizle son bir söz. 17 aydır uzağında olduğum Şişli’nin sokaklarında, gençler bir cümleyi dolandırıyor, duvarlara yazıyor, afişlerini asıyor: ‘Bırakın Resul Emrah işini yapsın’ diye. Bunu ben yazmadım. Yüzde 70’e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum. Bırakın işimizi yapalım..”
İmamoğlu’ndan kitap tanıtımı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşmada yapamadığı savunmanın yer aldığı “Millet Şahidimdir” adlı kitabının tanıtım videosunu paylaştı. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda raflardaki yerini alması planlanan ancak yayımı engellenen kitabın tanıtımını yapan İmamoğlu, yapay zekâ ile hazırlanan videoda kamuoyuna şu mesajı verdi:
“Bir insanın sözü dört duvar arasına hapsedilemez. Mahkeme beni dinlemeyebilir ama millet dinler. Millet görür. Millet şahit olur. Savunma susturulamaz. Millet susturulamaz.”