Karında biriken gaz ve oluşan şişkinlik, çoğu zaman ağır bir öğünün ya da hızlı yemenin geçici bir sonucu olarak kabul edilir. Ancak bu rahatsızlık, kronik bir hal aldığında ve yaşam kalitesini düşürmeye başladığında, sindirim sisteminin derinlerinde yatan organik bir sorunun habercisi olabilir. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Bülent Şengül, şişkinliğin süresi ve sıklığının tanı koymada kritik bir rol oynadığını vurguladı.
Dr. Şengül, özellikle haftanın dört gününden fazla yaşanan ve bir aydan uzun süredir devam eden şişkinlik şikayetlerinin mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu duruma istem dışı kilo kaybı, tekrarlayan kusma, dışkıda kan görülmesi ya da gece uykudan uyandıran şiddetli karın ağrısı eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden harekete geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Sindirim sisteminin işleyişindeki aksaklıklar, şişkinliğin en yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Bülent Şengül, bu şikayetle başvuran hastaların büyük bir bölümünde irritabl bağırsak sendromu (IBS) tespit edildiğini belirtti. Bağırsakların fonksiyonel çalışma bozukluğu olarak tanımlanan bu hastalık, aynı zamanda bağırsaklardaki hassasiyeti de artırıyor. Son yıllarda daha sık gündeme gelen ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalması (SİBO) da gaz oluşumunu tetikleyen bir diğer önemli faktör. Çölyak hastalığı ve gluten hassasiyetinde ise ince bağırsaktaki emilim yüzeyinin zarar görmesi, gaz ve şişkinlik sorunlarını beraberinde getiriyor. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserlerinin de özellikle yemek sonrası üst karında dolgunluk ve hazımsızlık hissi yaratarak bu tabloya neden olabileceğini aktardı.
Şişkinliğin kaynağı yalnızca mide ve bağırsaklarla sınırlı değil. Sindirim sürecinde hayati rol oynayan diğer organlar da bu şikayetin arkasında gizleniyor olabilir. Uzm. Dr. Şengül, karaciğer, safra kesesi ve pankreas hastalıklarının da benzer yakınmalara yol açabileceğine dikkat çekti. Örneğin safra kesesindeki taş veya çamur, özellikle yağlı ve ağır yemeklerin ardından ciddi şişkinlik ve hazımsızlık yaratabiliyor. Pankreasın yeterli enzim üretemediği durumlarda gıdalar tam olarak parçalanamıyor ve yoğun gaz oluşumu gözleniyor. Karaciğer hastalıklarında ise safra asitlerinin üretimindeki aksaklıklar benzer sindirim problemlerine zemin hazırlıyor.
Şişkinlik şikayetiyle hekime başvuran hastalarda öncelikle ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene yapılıyor. Gerekli görülen durumlarda SİBO ve laktoz intoleransını tespit etmek için nefes testleri kullanılabiliyor. Ancak Uzm. Dr. Şengül, piyasada yaygın olarak uygulanan ve kandan bakılan gıda intolerans testlerinin (IgG) güvenilirlik açısından tartışmalı olduğunu belirtti. Bu testlerin sonuçlarına göre uygulanan kısıtlayıcı diyetlerin kişileri gereksiz yere strese sokabileceğini ifade eden Şengül, doğru yaklaşımın mutlaka bir hekim veya diyet uzmanı kontrolünde yapılan eliminasyon diyeti olduğunu söyledi.
Hekime danışılmadan kullanılan ilaçlar ve popüler detoks uygulamaları, sorunun kökünü çözmek yerine maskeliyor. Uzm. Dr. Bülent Şengül, kulaktan dolma bilgilerle kullanılan müshil ilaçlarının bağırsak tembelliğine yol açabileceğini, sindirim enzimi adı altında satılan bazı ürünlerin ise bağırsak florasını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Bu tür uygulamaların geçici bir rahatlama sağlasa da altta yatan ciddi bir hastalığın tanısını geciktirebileceğine dikkat çeken Şengül, "Uzun süren şikâyetlerde popüler diyet ve kürlerle çözüm aramak yerine nedenin belirlenmesi gerekir. Erken tanının özellikle ciddi hastalıklarda tedavi süreci açısından büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır" uyarısında bulundu.