Dünya genelinde milyonlarca kadının sağlık verilerini mercek altına alan kapsamlı bir araştırma, cerrahi veya tıbbi yöntemlerle gerçekleşen menopozun kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne serdi. JAMA Network Open dergisinde yayımlanan ve 2.6 milyondan fazla kadının sağlık geçmişini inceleyen çalışma, iyatrojenik menopozun kardiyovasküler sistem üzerindeki risklerini net bir şekilde ortaya koydu.
Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle 45 yaş altındaki kadınlarda bu durumun inme riskini yüzde 22, koroner kalp hastalığı riskini ise yüzde 48 oranında artırabildiğini vurguladı.
Östrojen kaybı damar yapısını bozuyor
Doğal menopoz süreci vücudun yavaş bir adaptasyon dönemi geçirmesine olanak tanırken, ameliyat veya ilaç tedavileriyle gelen ani menopoz, vücudun dengesini bir anda bozabiliyor. Op. Dr. Koçun, östrojen hormonunun damar esnekliğini koruyan, kolesterolü dengeleyen ve iltihaplanmayı engelleyen bir kalkan görevi gördüğünü belirtti. Yumurtalıkların alınması veya yoğun medikal tedaviler sonucunda bu kalkanın aniden devre dışı kalması, damarlarda plak oluşumunu hızlandırarak ciddi kalp sorunlarına zemin hazırlıyor.
Organ koruyucu cerrahi bir tercih değil, zorunluluk olmalı
Tıbbi uygulamalarda cerrahi kararların tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Koçun, iyi huylu kist, myom veya polip gibi durumlarda önceliğin mutlaka organ koruyucu yöntemlere verilmesi gerektiğini ifade etti. Eğer tıbbi bir engel yoksa, rahmi veya yumurtalıkları koruyarak yapılan ameliyatlar, hastanın menopoza girmesini engelleyerek uzun vadeli sağlık risklerini minimize ediyor.
Erken teşhis ve yaşam tarzı yönetimi hayat kurtarıyor
İyatrojenik menopoz sürecine giren kadınların, durumu kabullenmek yerine vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Koçun, şu tavsiyelerde bulundu: "Hormona duyarlı bir kanser öyküsü yoksa, kişiselleştirilmiş hormon replasman tedavileri değerlendirilmelidir. Ayrıca tansiyon, şeker ve kolesterol değerlerinin düzenli takibi hayati önem taşır. Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz ve sigaradan uzak bir yaşam tarzı, bu süreçte karşılaşılabilecek riskleri yönetilebilir seviyeye çekecektir."