Ülkemizdeki hızlı kentsel dönüşüm süreci, beraberinde devasa boyutlarda inşaat ve yıkıntı atığını getiriyor. Depolama alanlarını dolduran bu atık yığınları, aslında doğru bir yönetimle yeniden yapı sektörünün temel taşı haline gelebilir. Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman İpek, mevcut geri kazanım oranlarının oldukça düşük olduğuna dikkat çekerek, atık yönetiminde köklü bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Sektörel veriler, yeni bir yapının inşası sırasında ortaya çıkan atık miktarının toplam malzemenin yüzde 10'una kadar ulaşabildiğini, ancak asıl büyük hacmin binaların yıkımı aşamasında oluştuğunu gösteriyor. Küresel ölçekte katı atıkların neredeyse yarısını oluşturan bu malzemelerin yönetilememesi, sadece çevreye zarar vermekle kalmıyor; aynı zamanda enerji ve su kaynaklarının da verimsiz kullanılmasına neden oluyor.
Dönüşümde "Seçici Yıkım" dönemi
Türkiye'de genellikle binalar yıkılırken sadece ekonomik değeri yüksek olan demir gibi metallerin ayrıştırıldığı, geri kalan beton ve tuğla gibi malzemelerin ise doğrudan bertaraf edildiği biliniyor. Doç. Dr. Süleyman İpek, döngüsel ekonomi modeline geçiş için "seçici yıkım" yönteminin zorunlu olduğunu savunuyor. Bu yöntemle, binalar yıkılmadan önce tehlikeli atıkların temizlenmesi ve diğer malzemelerin kontrollü bir şekilde ayrıştırılması hedefleniyor. Böylece beton atıkları kırma-eleme tesislerinde işlenerek, inşaatlarda "ikincil agrega" olarak tekrar kullanılabiliyor.
Avrupa'da başarı oranı yüzde 90'ın üzerinde
Avrupa Birliği ülkeleri, inşaat atıklarının geri kazanımı konusunda oldukça iddialı hedeflere sahip. İtalya ve Hollanda gibi ülkeler yüzde 95-100 bandında başarı sağlarken, Almanya ve İngiltere gibi ülkeler de yüzde 90 seviyelerini aşmış durumda. Türkiye'de ise resmi rakamlar yüzde 5 civarında bir geri dönüşüm oranına işaret etse de, sektör temsilcileri bu oranın yüzde 20 seviyelerine çıkabileceğini öngörüyor.
Bölgesel veriler, sorunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Sadece Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde yıllık milyonlarca metreküplük atık oluştuğunu belirten uzmanlar, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin de dahil edilmesiyle ortaya çıkan tablonun, sürdürülebilir bir atık yönetimi stratejisini zorunlu kıldığını ifade ediyor.