Türk sinemasının 1960’lı yıllarına damgasını vuran macera ve fantastik yapımların unutulmaz isimlerinden Oktay Gürsel, bugün 84 yaşında Marmaris’te sakin bir yaşam sürüyor. Yılmaz Güney’den Türkan Şoray’a kadar Yeşilçam’ın dev isimleriyle aynı setleri paylaşan Gürsel, sinema dünyasına girişinden Almanya’daki oyunculuk yıllarına kadar uzanan serüvenini anlattı.

Sporcu kimliğiyle dikkat çekti
Gaziantep’te dünyaya gelen ve köklü bir aileden gelen Gürsel, sinemadan önce spor dünyasında adından söz ettirdi. Gençlik yıllarında atletizmle ilgilenen ve çekiç atmada Türkiye birinciliğine kadar yükselen Gürsel, Galatasaray formasıyla da başarılar elde etti. Sporun getirdiği fiziksel disiplin ve akrobasi yeteneği, onun Yeşilçam’daki aksiyon dolu rollerde tercih edilmesinin temel sebebi oldu. Hüseyin Peyda’nın desteğiyle 1964 yılında Cilalı İbo ve Kırk Haramiler ile başlayan sinema yolculuğu, kısa sürede onu fantastik türün aranan yüzü haline getirdi.

Kilink karakterini ilk o canlandırdı
Yeşilçam’ın ikonik karakterlerinden biri olan Kilink’i beyaz perdeye taşıyan ilk isim olduğunu belirten Gürsel, o günleri şu sözlerle aktardı: "Yönetmen Nuri Akıncı bana bu rolü teklif ettiğinde, yüzümün kapalı olacağını ancak herkesin beni bu karakterle tanıyacağını söylemişti. İskelet kostümüyle kamera karşısına geçtiğim o dönem, sinemamız için yeni bir soluktu."
Almanya yılları ve hatıraların kaybı
1970’lerin başında Almanya’ya yerleşerek oyunculuk kariyerini burada da sürdüren Gürsel, yabancı bir dilde oynamanın zorluklarını disiplinli çalışmayla aştığını belirtti. Türkiye’ye 2010 yılında kesin dönüş yaptığında ise en büyük üzüntüsünü, taşınma sürecinde kaybolan kupaları, madalyaları ve hatıra fotoğrafları için yaşadı. 56 yıllık hayat arkadaşı Lütfiye Gürsel ile birlikte Marmaris’te huzurlu bir hayat süren emektar oyuncu, genç meslektaşlarına ise "Sadece oyunculuğa güvenmeyin, mutlaka eğitiminizle altyapınızı sağlamlaştırın" tavsiyesinde bulundu.