Muğla’nın Menteşe ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Mehmet Şen, 1976 yılında henüz ilkokul eğitimini tamamladığı dönemde çırak olarak girdiği saatçi dükkanında 50 yılı geride bıraktı. Askerlik hizmeti haricinde hayatının neredeyse tamamını aynı mekanda geçiren Şen, yaklaşık 5 metrekarelik küçük dükkanında iki çocuğunu yetiştirip bugünlere getirdi.
Eski usul çıraklık döneminin zorluklarını anımsayan Şen, o yıllarda sigorta veya maaş gibi güvencelerin olmadığını, ustaların yanında "eti senin kemiği benim" anlayışıyla meslek öğrendiklerini ifade etti. İlk ustasının dükkandan ayrılmasının ardından askerlik dönüşü iş yerini devralan Şen, zamanla kendi imkanlarıyla saat tamiri konusunda uzmanlaştı.

Zamanla değişen teknoloji ve saatler
Mesleğin geçirdiği evrime dikkat çeken tecrübeli usta, geçmişte mekanik saatlerin hakim olduğu sektörde artık pilli sistemlerin ağırlık kazandığını belirtti. Ustalarından öğrendiği eski tip saatlerin yerini modern teknolojinin aldığını dile getiren Şen, bu değişime uyum sağlamak için kendi çabasıyla yeni teknikler geliştirdiğini söyledi.

Mesleğin geleceğine dair endişeler
Saatçilik sanatının incelik gerektirdiğini vurgulayan Şen, günümüz gençlerinin bu tür el emeği isteyen mesleklere ilgi göstermediğinden yakındı. Çırak yetiştirmenin günümüz şartlarında oldukça zor olduğunu belirten Şen, "Keşke birine bu sanatı devredebilseydim ancak heves eden kimse yok. Mesleği bırakabileceğim birini bulamadığım için dükkanı kapatamıyorum" dedi.
Gençlere sanat tavsiyesi
Dijitalleşen dünyada "kullan-at" anlayışının geleneksel saatçiliği olumsuz etkilediğini savunan Şen, buna rağmen gençlere el sanatlarına yönelmeleri çağrısında bulundu. Sanatın insanı hiçbir zaman açıkta bırakmayacağını savunan Mehmet Şen, "Gençlerin bir sanat dalıyla uğraşmasını tavsiye ediyorum. Bir zanaat, insanın kendi ekmeğini kazanmasını sağlar ve kimseye muhtaç etmez" diyerek sözlerini noktaladı.