Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Arif Cön, beyaz yakalı bir kariyer hedeflemek yerine dedesinden ve babasından devraldığı keçe atölyesinde ter dökmeyi tercih etti. Yıllar önce zorunluluktan başladığı ve çocukken uzak durmaya çalıştığı bu zanaatı, bugün bir yaşam biçimi haline getiren Cön, ata yadigarı mesleği geleceğe taşımak için hummalı bir çalışma yürütüyor.

Geçmişte sadece çobanların soğuktan korunmak için kullandığı ağır kepeneklerin üretildiği atölyede, artık ipek ve yünün estetik birleşimiyle hazırlanan şallar, modern giysiler ve özgün aksesuarlar hayat buluyor. Cön, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Eskiden hayvancılık sektörü için binlerce kepenek üretilirdi. Ancak değişen yaşam koşulları ve azalan talep bizi yeniliğe zorladı. Biz de yünü incelterek daha zarif ve günlük kullanıma uygun ürünlere odaklandık."
Yenilikçi adımlar atarken çevresindeki esnaftan "eski köye yeni adet getirme" eleştirileri aldığını belirten Cön, pes etmeyerek kendi bünyesinde kurduğu terzi ve ayakkabı ustası ekibiyle tasarımlarını gerçeğe dönüştürdü.

Zanaatın Geleceği İçin Çıraklık Vurgusu
Atölyesinde oğlu Yunus Emre ile birlikte dördüncü kuşak olarak üretimi sürdüren Cön, geleneksel sanatların devamlılığı konusunda yetkililere önemli bir çağrıda bulundu. Sadece keçeciliğin değil, semercilik ve urgancılık gibi birçok kadim mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten usta, "Üniversiteler ve yerel yönetimler, ustaların yanına çırak yerleştirerek uzun vadeli maaş desteği sağlamalı. Biz sadece bir ürün değil, Ahilik kültürünün insani değerlerini de yaşatmaya çalışıyoruz. Bu insan hazinesini kaybetmemek için farkındalık şart" ifadelerini kullandı.