Türkiye genelinde yaşanan ani bina çökmeleri, kentsel dönüşüm süreçlerinin nasıl yürütülmesi gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, özellikle birbirine yaslanmış şekilde inşa edilen yapılarda, sadece tek bir binayı hedef alan dönüşüm çalışmalarının ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Köse, bu tür uygulamaların çevredeki binaların taşıyıcı sistemlerini zayıflatabileceği konusunda uyardı.
Bitişik nizamın yarattığı riskler göz ardı edilmemeli
Kentlerdeki yapılaşma dokusunun birbirine bağlı olduğunu hatırlatan Köse, bir binanın yıkım sürecinin yalnızca o mülkü kapsayan bir işlem olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Uzun yıllar önce benzer tekniklerle inşa edilen ve aynı kaderi paylaşan yapıların bulunduğu bölgelerde, dönüşümün çevresel etkilerinin mutlaka hesaba katılması gerektiğini belirten Köse, "Bir binayı dönüştürürken yanındaki, arkasındaki ve aynı adadaki diğer yapıları yok sayamazsınız. Kentler, birbirinden bağımsız hücrelerden oluşmuyor; her yapı, bulunduğu çevrenin zemin ve yapısal özellikleriyle bir bütündür" değerlendirmesinde bulundu.
Ada bazlı dönüşümle güvenli şehirler
Kentsel dönüşümün sadece eski binayı yıkıp yenisini yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Köse, çözümün "ada bazlı" planlamadan geçtiğini söyledi. Köse, bu modelin sadece yapı güvenliğini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda otopark, ulaşım ve yeşil alan gibi kentsel ihtiyaçların da bütüncül bir şekilde çözülmesine olanak tanıdığını belirtti.
Aynı dönemde inşa edilmiş binaların benzer risk profillerine sahip olduğunu hatırlatan Köse, bu durumun ada bazlı dönüşüm için bir avantaj olarak kullanılabileceğini ifade etti. Vatandaşların güvenliğini merkeze alan, mülk sahiplerinin uzlaşısını ve kurumların koordinasyonunu esas alan bir planlamanın şart olduğunu dile getiren Köse, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
"Hedefimiz, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden adımlar atmak olmalı. Çocuklarımızın güvenle oynayabileceği, nefes alan ve sosyal donatıları tam, sağlıklı kentler oluşturmak istiyorsak, bina bazlı yaklaşımları terk edip ada bazlı dönüşümü bir zorunluluk olarak görmeliyiz."