Ege Politik Gündem İki bin yıllık su hâlâ akıyor: Smyrna Agorası’nda tarih katman katman gün yüzünde

İki bin yıllık su hâlâ akıyor: Smyrna Agorası’nda tarih katman katman gün yüzünde

Roma döneminden bu yana kente hayat veren antik su kanalı, İzmir’in kalbindeki Smyrna Agorası’nda akmaya devam ediyor. Kazılarda ortaya çıkan yeni mekanlar ve ilk kez rastlanan duvar resimleri, kentin Geç Antik Çağ’daki dönüşümüne ışık tutuyor.

İki bin yıllık su hâlâ akıyor: Smyrna Agorası’nda tarih katman katman gün yüzünde

İzmir’in tarihi kalbinde, toprağın altından binlerce yıllık bir hafıza yükseliyor. Smyrna Agorası’nda yürütülen arkeolojik kazılar, kentin Roma İmparatorluğu döneminden bugüne uzanan yaşam izlerini yeniden gün ışığına çıkarıyor. Bu kez kazı ekibinin karşısına çıkan en dikkat çekici bulgu, 2 bin yıl önce inşa edilen ve hâlâ işlevini yitirmeyen bir su kanalı oldu.

Antik kentin aşağı mahallelerine su taşımak amacıyla oluşturulan kanal, bugün hâlâ akmaya devam ediyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, sistemin kaynağını bulmak için 150 metrelik bir hattı takip ettiklerini belirtiyor. Suyun, Agora’nın güneyindeki Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami çevresinde bulunan bir pınarla bağlantılı olabileceği üzerinde duruluyor.

İki bin yıllık su hâlâ akıyor: Smyrna Agorası’nda tarih katman katman gün yüzünde

Toprağın altından üç yeni mekan çıktı

Kazı çalışmalarında, geçen yıl keşfedilen mozaik tabanın devamında üç yeni mekan daha ortaya çıkarıldı. Bu mekanların ikisinin tabanı mozaikle, birinin tabanı ise mermerle döşenmiş durumda. Buluntular arasında, Agora ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde daha önce hiç karşılaşılmayan duvar resimleri de yer alıyor. Prof. Dr. Ersoy, bu yapıların Efes’teki Yamaç Evleri’ne benzer özellikler taşıdığını, kamusal bir işleve sahip olabileceklerini ifade ediyor.

Ersoy, "Bugüne kadar Smyrna Agorası’nda ve tiyatro çevresinde hiç karşılaşmadığımız duvar resimlerine ilk kez bu mekanlarda ulaştık" diyerek kazıların önümüzdeki dönemde bu alanların devamında sürdürüleceğini aktarıyor.

Geç Antik Çağ’ın izleri

Yeni keşfedilen mekanların MS 5’inci ve 6’ncı yüzyıllara, yani Geç Antik Çağ’a tarihlendiği belirtiliyor. Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte kentlerin yapısında önemli değişimler yaşandığını vurgulayan Ersoy, bu yeni buluntuların Smyrna’nın söz konusu dönüşümüne ilişkin önemli veriler sunduğunu söylüyor.

Kazı ekibi, mozaikli mekanların devamını araştırdıktan sonra daha önce tespit edilen Hamam-Gymnasion yapısına geçmeyi planlıyor. Bu bölümde, Osmanlı katmanlarının altında kalan Gymnasion’un mekânsal organizasyonu detaylı şekilde incelenecek.

İki bin yıllık su hâlâ akıyor: Smyrna Agorası’nda tarih katman katman gün yüzünde

Kemeraltı’nın kökleri Agora’da

Prof. Dr. Akın Ersoy, bugünkü Kemeraltı’nın sosyal, kültürel ve ticari kimliğinin temellerinin Smyrna Agorası’na dayandığını vurguluyor. Antik Smyrna Limanı’nın zamanla dolmasıyla ticari ve sosyal yaşamın Kemeraltı’na doğru kaydığını belirten Ersoy, "Buradaki sosyal, kültürel ve ticari hafıza yavaş yavaş Kemeraltı’na taşınıyor. Mekânın bir hafızası var ve bu hafıza bugün dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden biri olan Kemeraltı’na ulaşıyor" ifadelerini kullanıyor.

İzmir’in beklediği tiyatro

Kazıların en önemli hedeflerinden biri de Kadifekale eteklerindeki 20 bin kişi kapasiteli Smyrna Tiyatrosu’nu yeniden kent yaşamına kazandırmak. Tiyatronun oturma sıralarının büyük bölümünün günümüze ulaştığını belirten Ersoy, "İzmirlinin Smyrna Tiyatrosu’nu beklediğini düşünüyoruz. Enerjimizin önemli bir kısmını buraya yönlendiriyoruz. İzmir’in ileride çok önemli bir sosyo-kültürel mekân kazanacağını düşünüyoruz" diye konuşuyor.

Büyükşehir desteği hız katıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğinin yalnızca maddi katkıdan ibaret olmadığını, kazı çalışmalarının kapasitesini de artırdığını belirten Ersoy, "Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri bize arkeolojik mirasın ortaya çıkarılması konusunda hız katıyor. Bu ne kadar artarsa o kadar fazla grupla çalışma imkânımız oluyor ve arkeolojik mirasın ortaya çıkarılması hızlanıyor" diyor.

Kazı alanında arkeolojik mirasın korunmasına yönelik konservasyon çalışmaları da sürüyor. Gezi güzergahındaki grafitilere ait sıvaların korunmasına yönelik çalışmalar yapılırken, Grafiti Salonu’nun bir bölümü belirli saatlerde ziyaretçilere açık tutuluyor. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri de staj kapsamında ziyaretçilere Türkçe ve İngilizce bilgi veriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız