Jeotermal Enerji Derneği (JED), 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde enerji sektörünün önünü açacak reform taleplerini gündeme taşıdı. JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2035 yılına kadar jeotermal kurulu gücünü mevcut 1.800 MW seviyesinden 4 bin 500 MW’a yükseltme hedefinin oldukça iddialı olduğunu belirterek, bu hedefe ulaşmak için sektörün finansal ve teknik olarak hazır olduğunu vurguladı.
Yatırım süreçlerinde yaşanan bürokratik engellerin maliyetleri artırdığını ifade eden Kındap, farklı kurumlar arasındaki uygulama farklılıklarının giderilmesi gerektiğini belirtti. Sektörün en temel beklentisi ise, jeotermal faaliyetleri tek bir çatı altında toplayacak, güncel ihtiyaçlara yanıt veren kapsamlı bir Jeotermal Kanunu’nun hayata geçirilmesi.

Yatırımcıya uzun vadeli güvence talebi
Sektörün öncelikli gündem maddeleri arasında, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihlerinin 2040 yılına kadar uzatılması yer alıyor. Yatırımcıların uzun vadeli öngörülebilirlik kazanması adına petrol ve doğal gaz sektöründe uygulanan teşvik mekanizmalarının jeotermal arama ve sondaj faaliyetlerine de uyarlanması isteniyor.
JED’in Meclis’e sunduğu öneriler arasında, rüzgar ve güneş enerjisi projelerinde uygulanan "süper izin" benzeri kolaylaştırıcı süreçlerin jeotermal yatırımları da kapsaması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, jeotermal akışkanlardan lityum, bor ve potasyum gibi stratejik minerallerin geri kazanılmasına yönelik yasal belirsizliklerin giderilmesi, bu faaliyetlerin yüksek teknoloji yatırımı olarak desteklenmesi talep ediliyor.

Yerel kalkınma ve çevresel sürdürülebilirlik
Jeotermal kaynakların sadece elektrik üretiminde değil; seracılık, konut ısıtması ve termal turizm gibi alanlarda da çok yönlü kullanılması gerektiğinin altını çizen Kındap, devlet hakkının bir kısmının kaynağın bulunduğu bölgedeki sosyal ve altyapı projelerine aktarılmasının toplumsal kabulü artıracağını ifade etti.
Yeni yasama yılının bir dönüm noktası olabileceğini belirten JED yönetimi, kamu, yatırımcı ve bölge halkı arasındaki güveni pekiştirecek, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan ve bütüncül bir hukuki çerçevenin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine büyük katkı sağlayacağını savunuyor. Sektör, bu önerilerin Meclis’in ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyor.