Ege Politik Sağlık Sigaradan sonra en büyük ikinci tehdit: Evlerde sessizce biriken radon gazı

Sigaradan sonra en büyük ikinci tehdit: Evlerde sessizce biriken radon gazı

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm akciğer kanseri vakalarının yüzde 3 ila 14’ü radon gazı kaynaklı olarak kayıtlara geçiyor.

Sigaradan sonra en büyük ikinci tehdit: Evlerde sessizce biriken radon gazı

Tüm akciğer kanseri vakalarının önemli bir bölümü, evlerin özellikle bodrum ve zemin katlarında fark edilmeden biriken renksiz ve kokusuz bir gazla ilişkilendiriliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nursel Dikmen’in yaptığı açıklamalar, yaşam alanlarındaki bu görünmez tehdidin boyutlarını gözler önüne serdi. Doğal yollarla oluşan radyoaktif bir gaz olan radon, kapalı ortamlarda yoğunlaştığında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.

Topraktan yükselip temel çatlaklarından içeri sızıyor

Radon gazının kaynağı doğrudan doğanın kendisi. Toprakta, kayalarda ve yeraltı sularında bulunan uranyumun zamanla bozulması sonucu ortaya çıkan bu gaz, atmosferde düşük yoğunlukta bulunduğu sürece genellikle bir tehlike oluşturmuyor.

Asıl risk kapalı mekanlarda başlıyor. Doç. Dr. Dikmen, gazın binalara nasıl sızdığını şu sözlerle açıkladı: “Ancak kapalı ortamlarda birikmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle bina temellerindeki çatlaklar, tesisat geçiş noktaları ve havalandırma sistemleri aracılığıyla yaşam alanlarına sızabilir.”

“Bodrum katlarda risk daha yüksek”

Yer çekiminin de etkisiyle radon gazı en fazla yapıların alt bölümlerinde birikiyor. Doç. Dr. Dikmen, bu durumun gerekçesini “Çünkü gaz doğrudan topraktan yükselerek bu alanlarda birikir” cümlesiyle özetliyor. Yetersiz havalandırma koşullarıyla birleştiğinde zemin ve bodrum katlardaki yoğunluk hızla tırmanıyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı, konuyla ilgili değerlendirmesinde “Radon gazı en çok zemin ve bodrum katlarda yoğunlaşır. Havalandırmanın yetersiz olduğu kapalı alanlarda risk daha da artar” ifadelerini kullandı.

DNA’ya zarar verip kontrolsüz hücre çoğalmasını tetikliyor

Radon gazının insan sağlığına etkisi solunum yoluyla başlıyor. Vücuda giren gaz parçalanarak radyoaktif maddeler açığa çıkarıyor. Bu maddeler akciğer dokusundaki hücrelerin DNA yapısını bozarak zamanla kansere dönüşebilecek kontrolsüz bir büyüme sürecini başlatıyor.

Doç. Dr. Dikmen, küresel tabloyu şu verilerle çizdi: “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre radon, sigaradan sonra akciğer kanserine yol açan ikinci en önemli etkendir. Ortalama radon seviyelerine ve sigara kullanım oranlarına bağlı olarak tüm akciğer kanserlerinin yüzde 3 ila yüzde 14’ünden sorumludur. Özellikle sigara içenlerde bu risk çok daha yüksektir.”

Astım hastaları, çocuklar ve gebeler için tehlike büyüyor

Uzman isim, tehdidin yalnızca kanserle sınırlı olmadığının altını çizdi. Kronik bronşit ve kronik öksürük gibi rahatsızlıklar da radon maruziyetinin sonuçları arasında sayılıyor. Nüfusun belirli kesimleri ise çok daha kırılgan bir konumda bulunuyor.

Doç. Dr. Dikmen risk gruplarını sıralarken şu noktalara dikkat çekti: “Özellikle astım hastaları radondan daha fazla etkilenebilir. Çocuklar ve gebeler de risk grubundadır. Yüksek radon maruziyeti fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocukluk döneminde maruz kalınması ise ilerleyen yaşlarda kronik akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabilir.”

Yapı malzemeleri ve kuyu suları da tetikleyici unsur

Sızıntının tek kaynağı toprak değil. Doç. Dr. Dikmen, granit, taş ve beton gibi doğal yapı malzemelerinin bünyesinde uranyum bulundurabildiğini belirtti. Bu malzemelerden yayılan radon da ev içi maruziyeti artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Benzer bir risk su kaynaklarında da mevcut. Kuyu ve doğal kaynak sularında çözünmüş halde radon bulunması, suyun kullanımı sırasında gazın ortama yayılmasına neden olabiliyor.

“Fark edilmesi mümkün değil, ölçüm şart”

Radon gazını duyu organlarıyla tespit etme imkanı bulunmuyor. Doç. Dr. Dikmen bu durumu “Bu gaz renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için fark edilmesi mümkün değildir” diyerek net bir şekilde ortaya koydu. Maruziyetin tek tespit yöntemi özel radon ölçüm cihazları veya ölçüm kitlerinden geçiyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı, özellikle bodrum ve zemin kat sakinlerine yönelik çağrısında “Maruziyeti anlamanın tek yolu özel radon ölçüm cihazları veya kitleri kullanmaktır. Özellikle bodrum ve zemin katlarda yaşayan kişilerin ölçüm yaptırması önemlidir” tavsiyesinde bulundu.

Düzenli havalandırma ve çatlak onarımı hayati önem taşıyor

Radon gazına karşı alınabilecek önlemlerin başında yaşam alanlarının sürekli havalandırılması geliyor. Doç. Dr. Dikmen, bina temelindeki çatlakların onarılması ve kuyu suyu kullanılan evlerde uygun arıtma sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Uzman isim son olarak profesyonel ölçümün asla ihmal edilmemesi yönünde uyarıda bulundu: “Kapalı alanlar düzenli olarak havalandırılmalı, bina temelindeki çatlaklar onarılmalı ve özellikle kuyu suyu kullanılıyorsa uygun arıtma sistemleri tercih edilmelidir. Gerekli durumlarda profesyonel radon ölçümü yaptırılması ihmal edilmemelidir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız