Adana merkezli Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyoplastik ham maddelerle plastik kirliliğine çevreci bir alternatif sunuyor. Bitki bazlı biyopolimerlerden üretilen ürünler 180 gün içinde doğada çözünerek gübreye dönüşebiliyor. Bu ürünler, EN 13432 standardına uygun olarak doğada tamamen biyolojik olarak çözünüyor ve mikroplastik oluşumuna yol açmıyor.
Biyoplastikler, geleneksel plastiklerden çevresel etkileri bakımından ayrışırken, plastik türleri arasındaki farkların doğru anlaşılmasının önemi de giderek daha fazla gündeme geliyor.
Plastik atıkların çevreye verdiği zarar her geçen gün daha fazla gündeme gelirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan’ın tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelere ilişkin yaptığı son açıklamalar, çevreci alternatifler açısından önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Turan, yönetmelik taslağında biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilerek muaf tutulmasının planlandığını belirtirken, planlanan düzenlemenin Sıfır Atık yaklaşımı ve döngüsel ekonomi hedefleri çerçevesinde, petrol bazlı ve oksobozunur plastiklerden biyobozunur plastiklerin ayrı tutulmasını öngördüğünü ifade etti.
Bu yaklaşım, sektör temsilcileri tarafından "her plastik aynı değildir" anlayışının mevzuata yansıması olarak değerlendirilirken; petrol bazlı plastiklerin doğada yüzlerce yıl kalabildiği, oksobozunur plastiklerin ise parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak çevreye kalıcı zarar verebildiği hatırlatılıyor. Nişasta bazlı biyoplastiklerin uygun şartlar altında tamamen biyolojik olarak çözünerek doğaya geri dönebildiği vurgulanıyor. Bu da sürdürülebilir malzeme geliştiren sektörler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Plastik kirliliğine sürdürülebilir çözüm
Sunar NP tarafından mısır nişastasından üretilen biyopolimerler, kısa sürede doğada biyolojik olarak çözünerek plastik kirliliğine karşı sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Bu kapsamda, biyobozunur plastiklerin mevzuatta ayrı bir kategoride ele alınması ve teşvik edilmesi yönündeki yaklaşımın hem çevresel etkilerin azaltılması hem de yerli ve yenilikçi üretim kapasitesinin desteklenmesi açısından kritik bir adım olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşım sayesinde karbon ayak izinin düşürülmesine ve ithal petrokimya bağımlılığının azaltılmasına da katkı sağlanıyor.
Avrupa Birliği’nde uygulanan bu yaklaşımda, biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler kullanım alanlarına göre ayrıştırılarak özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ürünlerde teşvik ediliyor. Bu sayede hem atık yönetimi süreçleri daha verimli hale getiriliyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor.
"Çevre dostu ürünler, yaygınlaşmalı"
Bakanlığın tek kullanımlık plastiklere yönelik planladığı düzenlemeye dair görüşlerini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, bu yaklaşımı desteklediklerini belirterek, "Biyobozunur alternatiflerle tek kullanımlık plastiklerin aynı yönetmeliğe tabi olmaması son derece kritik bir önem taşıyor. Yönetmeliğin bunu açık ve net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm plastiklerin aynı olmadığı gerçeği doğrultusunda biyobozunur plastiklerin diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyor. Çevre dostu ürünlerin yaygınlaşması, doğanın korunması ve sürdürülebilir üretim açısından büyük önem taşıyor" dedi. Çomu ayrıca, oksobozunur plastiklerin aksine biyoplastiklerin mikroplastik oluşumuna yol açmadığını ve çevresel etki profillerinin farklı olduğunu vurguladı.
Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, mısır nişastasından üretilen biyoplastik ürünlerin plastik sektöründe çevreci bir dönüşümün parçası olduğunu belirterek ürünün geliştirilme sürecini de anlattı. Çomu, ürünlerin TÜV sertifikalı olduğunu ve Türkiye’de biyoplastik alanında ilk nişasta bazlı üretici olduklarını ifade etti. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Packaging and Packaging Waste Regulation çerçevesinde biyoplastiklerin yasal olarak tanımlanması ve teşvik edilmesinin önemli bir örnek olduğunu söyledi.
"Bu ürünün geleceği olduğunu yıllar önce gördük"
Çomu, biyoplastik çalışmalarının temellerinin yaklaşık 15 yıl önce atıldığını belirterek, şirket mühendislerinin dünyadaki nişasta bazlı ürünleri incelemesiyle sürecin başladığını söyleyerek, "O dönemde dünyada nişasta bazlı ürünlerden neler üretildiğini araştırmaya başladık. Rakiplerimizin bu ürünleri ürettiğini mühendislerimiz fark etti. 2012–2013 yıllarında AR-GE yöneticimizle babam arasında geçen bir görüşmede ’bu ürünün geleceği var, yatırım yapmalıyız’ fikri ortaya çıktı. Sonrasında yaklaşık 4–5 yıl boyunca tesislerde sadece bu ürünlerin kombinasyonları üzerine çalıştık" dedi.
"Birçok plastik ürünün çevreci alternatifi üretilebiliyor"
Biyopolimerlerin birçok farklı sektörde kullanılabildiğini ifade eden Çomu, ürünlerin plastik içindeki biyolojik oranı artırarak çevresel etkiyi azalttığını belirtti.
Mustafa Nuri Çomu, "Termoplastik nişasta ve termoplastik nişasta içeren biyoplastik hammaddeleri üretiyoruz. Bu malzemeler biyoplastik formülasyonlarında biyobazlı içeriği artırmak amacıyla kullanılıyor. Bu hammaddelerle tek kullanımlık poşetler, kargo poşetleri, çöp torbaları, çatal-kaşık gibi ürünler, kulak çöpleri, içecek karıştırıcıları, pipetler, çeşitli ambalaj malzemeleri, tarım sektöründe kullanılan örtü filmleri ve hatta 3D yazıcı filamentleri üretilebiliyor" ifadelerini kullandı.
"Türkiye’de ham maddeden üretim yapan tek üreticiyiz"
Türkiye’de nişasta bazlı biyoplastik ham maddesini üreten tek entegre üretici olduklarını vurgulayan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretimin büyük bölümünün ihracata yönelik olduğunu söyledi. Çomu, "Türkiye’de nişastadan, bu ürünü ham maddeden başlayarak üreten tek entegre üreticiyiz. Şu anda ağırlıklı olarak ihracata çalışıyoruz. Avrupa, Çin, Uzak Doğu ve Güney Amerika’da bu ürünler regülasyonlarla destekleniyor. Devletler petrol bazlı plastikleri yasaklayarak veya ek ücretler getirerek bu ürünlerin kullanımını teşvik ediyor" ifadelerini kullandı.
"Devlet politikalarıyla kullanım hızla artabilir"
Türkiye’de benzer teşvik mekanizmalarının devreye alınması halinde biyoplastik kullanımının hızla yaygınlaşabileceğini belirten Çomu, birçok zincir marketin bu ürünleri kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Türkiye’deki ambalaj üreticilerinin ise biyoplastik ambalajlar ve tek kullanımlık ürünleri halihazırda ağırlıklı olarak ihracat için ürettiğini ifade etti. Çomu, "Eğer bu yönde bir politika uygulanırsa birçok zincir market bu ürünleri kullanmaya hazır. Biz de bu konuda üretimlerimizi sürdürüyoruz. 2020 yılından bu yana Avrupa’da da birçok iş ve sürdürülebilirlik ödülü aldık" dedi.
Çomu ayrıca Türkiye’nin iklim politikaları açısından önemli bir döneme girdiğini belirterek, "Türkiye’nin COP31 yılı olması nedeniyle çevre ve sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar uluslararası ölçekte de büyük önem taşıyor. Biyobozunur ve bitki bazlı ürünlerin teşvik edilmesiyle Türkiye bu alanda öncü ülkelerden biri olabilir. Biz de Sunar Yatırım olarak bu dönüşümü sonuna kadar desteklemeye ve katkı sunmaya hazırız" diye konuştu.
IHA
Yorumlar
Kalan Karakter: