Ege Politik Ekonomi İzmir rüzgârı yeniden arkasına aldı: Dev tesisler çarkları döndürmeye başlıyor

İzmir rüzgârı yeniden arkasına aldı: Dev tesisler çarkları döndürmeye başlıyor

İzmir, rüzgâr enerjisi sektöründe yaşadığı durgunluğu geride bırakarak, enerji dünyasının gözünü tekrar üzerine çevirdiği bir döneme girdi. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde TPI Composites, LM Wind Power ve Aero Rüzgâr gibi sektörün öncü isimlerinin fabrikalarını kapatmasıyla üretim kapasitesi durma noktasına gelen kent, şimdi yeni yatırımcılarla küresel rekabetteki yerini sağlamlaştırıyor.

İzmir rüzgârı yeniden arkasına aldı: Dev tesisler çarkları döndürmeye başlıyor

Türbin kanadı üretiminde sıfırlanan kapasite, küresel devlerin İzmir’e dönüşüyle birlikte yerini yeniden yüksek bir üretim ivmesine bırakıyor.

İzmir, rüzgâr enerjisi sektöründe yaşadığı durgunluğu geride bırakarak, enerji dünyasının gözünü tekrar üzerine çevirdiği bir döneme girdi. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde TPI Composites, LM Wind Power ve Aero Rüzgâr gibi sektörün öncü isimlerinin fabrikalarını kapatmasıyla üretim kapasitesi durma noktasına gelen kent, şimdi yeni yatırımcılarla küresel rekabetteki yerini sağlamlaştırıyor.

Yeniden Başlayan Üretim Süreci

Sektördeki hareketlilik, Alman devi Nordex’in İZBAŞ’ta bulunan ve Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesislerinden biri olan eski TPI fabrikasında Nisan ayında yeniden üretime geçmesiyle başladı. Bu adım, bölgedeki rüzgâr enerjisi ekosistemi için bir dönüm noktası oldu. Bununla birlikte, Çinli üreticiler de İzmir’i merkez üssü olarak konumlandırmaya devam ediyor. Goldwind, Sasalı’daki fabrikayı kiralamak için son aşamaya gelirken, Bergama’daki eski LM Wind Power tesisi ise Enercon tarafından yeni bir üretim üssü olarak belirlendi. Bir diğer Çinli dev Dongfang’ın da yatırım rotasında İzmir’in lojistik avantajları nedeniyle öne çıktığı belirtiliyor.

Türkiye’nin Rüzgâr Başkenti

Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, İzmir’in 2 bin 307 MW’lık kurulu gücüyle Türkiye’nin rüzgâr başkenti olma vasfını koruduğunu vurguladı. 2035 yılına kadar Türkiye’nin rüzgâr kurulu gücünü 45 bin MW’a çıkarma hedefi doğrultusunda, İzmir’deki tesislerin stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Anbar, bu fabrikaların sadece birer üretim alanı değil, aynı zamanda milli servet niteliğinde olduğunu ifade etti.

Yatırımcı İçin Nitelikli İşgücü Avantajı

İzmir’in sadece lojistik değil, aynı zamanda uzun yıllardır bu sektörde yetişmiş nitelikli işgücü havuzuyla da yatırımcılar için vazgeçilmez bir merkez olduğunu kaydeden Anbar, mevcut tesislerin kanat üretimine özel altyapıları sayesinde yatırımcıların büyük bir zaman kaybından kurtulduğunu belirtti.

Maliyet Baskısı ve Gelecek Vizyonu

Sektörün yaşadığı zorlu sürece de değinen Anbar, geçmişteki kapanmaların temelinde yüksek finansman maliyetleri ve döviz bazlı işçilik giderlerinin yattığına dikkat çekti. AB ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’deki işgücü maliyetlerinin yüksekliğinin rekabetçiliği zorladığını belirten Anbar, şu uyarılarda bulundu: "Türkiye, bu endüstriyi büyük emeklerle kazandı. Özellikle denizüstü rüzgâr enerjisi (offshore) gibi yeni alanlarda potansiyelimiz çok yüksek. Ancak bu kazanımları korumak, yeni yatırımlar çekmekten çok daha fazla dikkat ve sürdürülebilir politikalar gerektiriyor."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız