Bölgesel gerilimlerin enerji maliyetleri üzerindeki baskısını değerlendiren Mahmut Akten, ateşkesin kalıcı olması durumunda yılın ikinci yarısında para politikasında gevşeme alanı oluşabileceğini vurguladı.
Türkiye ekonomisinin içinden geçtiği hassas süreci değerlendiren Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, enflasyonla mücadele ve bankacılık sektörünün geleceğine dair önemli öngörüler paylaştı. Küresel piyasalardaki enerji fiyatı dalgalanmalarının Türkiye'nin makroekonomik dengeleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Akten, özellikle jeopolitik risklerin bütçe disiplini üzerindeki yansımalarını detaylandırdı.
Faiz politikasında yeni dönem beklentisi
Mevcut faiz seviyelerinin reel getiri sunma noktasında yeterli olduğunu savunan Akten, Merkez Bankası'nın attığı adımların enflasyonu dizginleme konusunda doğru bir çizgide ilerlediğini belirtti. Akten, bölgedeki ateşkes sürecinin başarıyla sonuçlanması ve beklenmedik bir dış şok yaşanmaması halinde, Temmuz ayı itibarıyla faiz indirimlerinin gündeme gelebileceğini ifade etti. Bankacılık sektörü için faizlerin daha fazla yükselmesinin sürdürülebilir olmadığını belirten genel müdür, sükunetin korunması halinde piyasalarda bir rahatlama alanı doğacağını öngörüyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyona faturası ağır
Bölgedeki çatışmaların ekonomik maliyetine değinen Akten, petrol fiyatlarındaki her yüzde 10’luk yükselişin manşet enflasyona 1 ila 1,5 puan arasında ek yük getirdiğini hatırlattı. Banka bütçelerinde petrol fiyatı varsayımlarının 65 dolardan 85 dolar seviyesine revize edildiğini açıklayan Akten, bu durumun cari açık üzerindeki baskıyı da artırdığını belirtti. Geçtiğimiz yıl 25 milyar dolar seviyesinde olan cari açığın, enerji maliyetlerindeki artışla birlikte bu yıl 45-55 milyar dolar bandına çıkabileceği tahmin ediliyor.
Sermaye getirisinde hedef enflasyonu yenmek
Garanti BBVA'nın yılın ilk çeyreğindeki performansını da değerlendiren Akten, mevduat maliyetlerindeki artışın sektör genelinde olduğu gibi kendilerini de etkilediğini kabul etti. Buna rağmen kredi hacmi ve müşteri kazanımı noktasında geçen yılın üzerinde bir ivme yakaladıklarını ifade eden Akten, temel hedeflerinin sermaye getirisini enflasyonun üzerine taşımak olduğunu belirtti. Geçtiğimiz yıl reel olarak negatif kalan sermaye getirisini pozitife çevirmeyi amaçladıklarını söyleyen Akten, bankacılık sektörünün yılı geçen seneye göre daha iyi ancak radikal bir sıçrama yapmadan kapatacağını öngördüklerini sözlerine ekledi.