“Bu şehir laf değil, iş ister. Bu halk bahane değil, çözüm ister. O yüzden buradan açıkça söylüyorum: Çok konuşan değil, çok çalışan kazanır. Eğer gerçekten cesaretiniz varsa, sandığı getirin” diyerek iktidara meydan okuyan Güç’ün gündeminde AKP’nin sessiz kaldığı konular da vardı. Çağatay Güç basın açıklamasında şu konulara değindi:
İktidar Tüm Vatandaşlarımızı, Herkesi İliklerine Kadar Krize Sokmuştur!
AKP iktidarının hedefi, akıllarınca İzmir üzerinden siyaset üretip Türkiye’nin gerçek sorunlarını unutturmak. Eğer gerçekten AKP’nin vatandaşın geçimiyle, sağlığıyla, eğitimiyle, adaletiyle bir derdi olsaydı bugün bu ülke bu halde olur muydu? Emekli umurlarında değil, asgari ücretli umurlarında değil, üniversite öğrencisi, gençler, işsizler umurlarında değil. Ciddi değiller, bilgili değiller, liyakat sahibi hiç değiller. Çıkıp “ciddi olun” da diyemezler. Kayseri’yi, İzmit’i, başka şehirleri örnek verip İzmir’e laf edemezler. Çünkü maalesef her yer aynı durumdadır. Soruyorum: Siz bu ülkede neyi çözebiliyorsunuz? Halkın hangi kesimini düşünüyorsunuz, hangi derde derman oluyorsunuz da şimdi İzmir’e akıl veriyorsunuz? AKP iktidarında geldiğimiz nokta ortada. Bu tablo benim görüşüm değil; herkesin iliklerine kadar hissettiği bir ekonomik kriz, bir sosyal çöküş ve bir toplumsal ayrışmadır. Bugün “Türkiye’de her şey yolunda” diyebilecek tek bir vatandaş yok.
İzmir’e Yatırım Konusu Ne Oldu?
2026 yılında İzmir ne yazık ki yine AKP hükümeti tarafından üvey evlat muamelesi görmektedir. Haftalardır bir suçluluk psikolojisiyle, sayfa sayfa demeçler veren AKP Genel Sekreteri, milletvekilleri ve il başkanı; konuşuyorlar, anlatıyorlar ama ülkenin geldiği bu acı tablonun İzmir’deki karşılığına tek bir cümle bile kurmuyorlar. Soruyorum sizlere: 2026 bütçesinde İzmir’e ayrılan gerçek yatırım nerede? Bu kente ne yeni bir raylı sistem, ne ciddi bir ulaşım yatırımı, ne çevre, ne altyapı, ne sanayiye nefes aldıracak tek bir büyük proje planlamadılar. İzmir üretir, İzmir çalışır, İzmir bu ülkenin lokomotif kentlerinden biridir. Ama ne yazık ki 2026 yılına geldiğimizde AKP’li siyasetçiler İzmir’i, kelimenin tam anlamıyla koca bir hiçle baş başa bırakmıştır. Bugün basın açıklamalarıyla, hamasi sözlerle gerçeği örtemezsiniz. İzmir’in önüne koyacak tek bir somut yatırım başlığınız yok. Biz İzmir’e yapılanı unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu kentin hakkını masada da, sahada da sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
İZBAN’da Asıl Sorun: TCDD’nin Uygulamalarıdır.
Çağatay Güç, İZBAN’da yaşanan sıkıntıların esas kaynağının TCDD olduğunu bir kez daha dile getirerek “Defalarca dile getirdik. Bugün bir kez daha, kimsenin “unutuldu” sanmaması için rakamlarla ve gerçeklerle konuşuyoruz. TCDD’nin İZBAN’a uyguladığı hat kullanım bedeli ve katener enerji ücretleri, son dört yılda İZBAN’ı zarar ettirmek istercesine artırılmıştır.
Sadece hat kullanım kilometre ücretine bakın: 2023: 12 TL, 2024: 41,20 TL. Bu artış tek bir yılda %243. Bu düzeltilmemiştir ve unutulmamalıdır. Peki, 2025 yılında tablo nasıl oldu?
2025 toplam biniş geliri: 1.162.269.886 TL. Katener enerji gideri: 376.856.488 TL, yani gelirin %32,3’ü. Hat kullanım bedeli: 390.190.029 TL, yani gelirin %33,5’i. Sadece bu iki kalem, yani hat kullanımı + enerji gideri, toplam gelirin %65,8’ini oluşturuyor. Henüz burada personel maliyeti yok, tren bakım gideri yok, kredi geri ödemeleri yok. Bunları da eklediğinizde bu yapının sürdürülebilir olması mümkün değil. Üstelik hatların kullanım planı, bakımı ve işletmesi tamamen TCDD’nin elinde. Yani sistemi yöneten, bakımını yapan, hatları planlayan sizsiniz; ama bedeli İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, sıkıntıyı ise İzmir halkına yüklüyorsunuz. Bakın, aylardır özellikle sessizler. “Nasıl olsa yükü Büyükşehir’e bindirdik, gitsin” diye düşünüyorsunuz. Biliyoruz. Mali yük Büyükşehir’de, sorun yaşanınca: TCDD susuyor, Bakanlık susuyor, İzmirli AKP’li siyasetçiler susuyor. Ne güzel düzen!
Ama gerçek şudur: Sorun sizsiniz. Sorun sizin yönetim anlayışınızdır. Halkımız bilmelidir: TCDD’nin bakım yapmaması nedeniyle birçok noktada trenler yavaşlamak zorunda kalmaktadır.
2025 yılı içinde yalnızca TCDD bakım yapmamasından kaynaklı olarak 229 sefer iptali, 95 tahliye yaşanmıştır. Sorunların tamamı TCDD’den kaynaklıdır. Hem hat kullanım bedeli olarak fahiş ücret alacaksınız hem de İZBAN bu halde olacak… Bunun sorumluluğu da büyükşehir’inmiş gibi davranacaksınız. Bu kabul edilemez. Bu sistemin altyapısını yöneten, bakımını yapmayan, işletmesini planlayan TCDD’dir. O yüzden diyoruz ki: İZBAN’daki bu krizi çözmek zorunda olan merkezi hükümettir ve bu konuda aylardır sürdürdüğünüz sessizlik, sizin beceriksiz yönetim anlayışınızın en açık göstergesidir” dedi.
Atamer Mahallesi Şovları Ne Oldu! Atamer’de Belediyemizin Yaptıkları Karşısında Sustular!
Atamer Mahallesi konusunda AKP’lilere seslenerek açıklamalarda bulunan CHP İzmir İl Başkanı Güç açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
Vatandaşlarımızın can güvenliğini önceleyen bir anlayışla alanda hızla çalışmalara başladı:
Riskli alanları tespit yapıldı, Birçok yapının kamulaştırma süreci başladı, Çok yüksek risk taşıyan binaların yıkımını gerçekleştirmek için harekete geçildi. Bununla da yetinmedi; Kira desteği sağladı,
Taşınma desteği verdi, Sosyal yardımları devreye soktu. Sonrasında ne yaptı biliyor musunuz?
Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden karar çıkardı ve vatandaşlarımıza üç farklı seçenek sundu:
Evini kamulaştırmak isteyenlere nakdi ödeme, evinin bulunduğu yerde yeniden inşa talep edenlere kendi evini yapma imkânı, Başka bir yerde konut isteyenlere ise belediyeye ait konutlardan tahsis.
Ve bugün hâlâ vatandaşlarımızla bire bir görüşmeler yapılarak bu süreç sorunsuz sürdürülüyor.
Peki, AKP’lilerin o günkü şovları bittiğinde ne oldu? Ortadan kayboldular. Şimdi soruyorum:
O mahalledeki yoksulluk için ne yaptınız? İşsiz gençler için hangi adımı attınız? Ülkenin her yerinde giderek artan ve o bölgede de yoğunlaşan madde bağımlılığıyla ilgili hangi çözümü ürettiniz?
Koca bir hiç… Çünkü siz artık halktan kopmuş, toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenmeyen bir anlayışın temsilcisisiniz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman çözen taraf olduk. Siz ise sorun üretmeyi tercih ettiniz. Bugün bu ülkenin sorunlarını gerçekten çözebilecek tek partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğu açıktır.
Eğer Bu Şehir Susuz Kalırsa Bunun Sorumlusu İktidardır.
İzmir’in gündeminde en çok konuşulan konu olan su meselesi hakkında açıklamalarda bulunan Güç, “Su sağlamak Devlet Su İşleri’nin asli görevidir. Yetki de, sorumluluk da DSİ’dedir. Bilip de gereğini yapmamak ise bu kenti cezalandırmaktır” diyerek şunları belirtti:
DSİ’nin yıllardır İzmir için sağlıklı bir su planlaması yok. Baraj yapmıyorsunuz, yeni kaynak üretmiyorsunuz. Peki, madem öyle İZSU’nun kuyu açma taleplerine neden engel oluyorsunuz? Bu şehri susuzluğa mahkûm eden bir zihniyet bu ülkeyi yönetemez. Beceremiyorlar, yapamıyorlar; her işi siyasete alet ediyorlar. Artık bu ülkede, halkın sorunlarını çözebilen bir devlet yapısına ihtiyaç var.
Dün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AKP Grup Başkan Vekilinin CHP Parti sözcümüze yönelik nezaketsiz ve üstenci bir üslup kullandığını hep birlikte izledik. “Ben çözdüm, ben yaptım, gelecek, olacak” dedi. DSİ’nin vatandaşı için vermek zorunda olduğu izinleri sanki kendi lütuflarıymış gibi anlatıyorlar. Bu ülkenin bir devlet aklı yok mu? Genel Sekreter Ankara’ya gitmiş, çok uğraşmış… Bunu bir başarı hikâyesi gibi sunuyorlar. Oysa bu tablo, devletin ne hâle getirildiğinin açık göstergesidir: İş çözemeyen, plan yapamayan, vatandaşı susuzlukla tehdit eden bir bürokrasi düzeni.
Buradan açıkça söylüyorum: Eğer bu şehir susuz kalırsa bunun sorumlusu sizsiniz. Ve bu bedelin altında ezileceğinizi herkes bilmelidir.
Bornova Okul, Meydan ve Müze Projesi Siyasi Saiklerle Durdurulmuştur.
Bornova Belediyesi tarafından başlatılan içinde okul düzenlemesi ve müze yapımının yer aldığı Meydan Projesi hakkında ayrıntıları paylaşarak projede tüm planlamaların yolunda giderken siyasi saiklerle durdurulduğu ifade eden Çağatay Güç, konu hakkında şu ifadeleri kullandı:
Yaklaşık 20 ay önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Erzene Mahallesi 159 ada 30 parsel için 16 derslik okul yapımına ilişkin ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuru sırasında belediyemiz, bölgede kapsamlı bir kentsel proje hazırladığını ifade etmiştir. Belediyemiz tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne; Aynı bölgede bulunan başka bir eğitim alanında kamulaştırmaların yapılarak okul inşaatının belediyemizce üstlenilmesi, mevcut alanın ise Bornova Meydan Projesi kapsamında meydan, müze ve yeraltı otoparkı olarak değerlendirilmesi önerilmiştir. Konu, Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay ile paylaşılmış ve projeye büyükşehir belediyemizce de destek verilmiştir. Tüm şartlar karşılanmış, protokol imza aşamasına gelinmişken süreç hiçbir gerekçe gösterilmeden aniden durdurulmuştur. Belediyemiz, Milli Eğitim’e yaklaşık 430 milyon TL doğrudan katkı, meydan ve yeraltı otoparkı dâhil olmak üzere toplamda 1 milyar TL’yi aşan bir yatırımı taahhüt etmiştir. “Oyalama” iddialarının gerçeği işte budur. Bu tablo, iktidar partisinin İzmir’e ve Bornova’ya bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Kentine vizyon katan, geleceğini düşünen ve büyük bir özveriyle çalışan belediye başkanlarımızın önüne sürekli olarak engeller çıkarılmaktadır. Bugün Bornova için tarihî bir dönüşüm anlamına gelecek bu proje; katkı sunulmadığı gibi, tüm şartları yerine getirilmiş olmasına rağmen siyasi saiklerle durdurulmuştur. İzmir’e hizmet eden, vizyoner projeler üreten bir Bornova Belediye Başkanımız varken, AKP’li siyasetçilerin görevi engel olmak değil, bu şehre sahip çıkmak olmalıdır.
CHP Olarak Biz Halkın Yanındayız. Biz Bu Ülkenin Geleceğiyiz. Bu Düzeni Birlikte Değiştireceğiz. Halkımızı Rahatlatacağız.
AKP’li İzmir milletvekillerini ve ildeki AKP yöneticilerini üzülerek izlediklerini dile getiren Güç, basın toplantısını şu sözlerle noktaladı: Yaşadıkları kentin sorunlarıyla, İzmirlinin derdiyle tasasıyla hiçbir bağı kalmamış bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Sanıyorlar ki ne kadar çok konuşurlarsa, İzmirliler onları o kadar çok çalışıyor zannedecek. Ama bu topraklarda bir gerçek vardır:
Buna Anadolu irfanı denir. Bu millet boş lafı sevmez. Karşılığı olmayan, icraatı olmayan, sürekli suçlayan ve negatif siyaset üreten anlayışa asla itibar etmez. Bugün çıkıp da “İzmir için şunu yaptık” diyecekleri tek bir somut işleri yok. Ama her gün kameraların karşısına geçip demeç vermekte üzerlerine yok. Kendi aralarında adeta basına açıklama yapma yarışına girmiş durumdalar. Sormak istiyorum: Acaba bu açıklamaları izleyip kendi kendilerine “Bugün de çok iyi konuştuk” mu diyorlar? Türkiye Cumhuriyeti, köklü Türk devlet geleneğinin mirasıdır ve bu Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı miras; bu coğrafyada kardeşliktir, birliktir, beraberliktir. Başka türlü bu topraklarda ayakta kalamayız. Bugünün reçetesi yeni değildir; binlerce yıllık tarihin süzgecinden geçmiş bir reçetedir. Bu ülke gerçekten zor günlerden geçiyor. Bugün vatandaşın tek umudu artık Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. Biz halkın yanındayız. Biz bu ülkenin geleceğiyiz. Ve bu düzeni birlikte değiştireceğiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: