Sağlık dünyasında anne sütü, bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendiren en temel kaynak olarak kabul ediliyor. Ancak erken dünyaya gelen bebekler için bu sıvının önemi, hayati bir tedavi edici güce dönüşüyor. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İnan Can Buran, prematüre bebeklerin gelişim sürecinde anne sütünün üstlendiği kritik role dikkat çekerek, annelerin vücudunun bu durumu biyolojik olarak algılayıp süt içeriğini özel olarak düzenlediğini belirtti.
Doğanın erken doğuma karşı geliştirdiği bu adaptasyon süreci, prematüre annelerinin sütünü ilk haftalarda daha yüksek protein, mineral ve koruyucu antikorlarla donatıyor. Dr. Buran, bu özel içeriğin bebeğin bağırsak olgunlaşmasından beyin gelişimine kadar pek çok alanda iyileştirici bir etki yarattığını ifade etti.
Bebek ememese bile ilk saatlerde sağım yaparak sütün korunması gerektiğini hatırlatan Dr. Buran, hastane ortamında bebeğin ağız mukozasına damlatılan birkaç damla sütün dahi bağışıklık sistemini desteklemek için büyük bir adım olduğunu vurguladı.
Stresin süt üretimi üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen uzmanlar, ailelerin kaygı yönetiminin önemine işaret ediyor. Stresin süt akışını zorlaştırabileceğini belirten Dr. Buran, "İlk günlerde elde edilen çok küçük miktarlar bile bebek için çok kıymetlidir. Süreç, düzenli sağım ve sabır gerektirir" dedi.
Anne sütü yetersiz kaldığında ise özel formüller devreye giriyor. Dr. Buran, anne sütünün yerini tam olarak tutmasa da, protein ve vitamin değerleri açısından zenginleştirilmiş özel mamaların destekleyici olarak kullanılabileceğini belirtti. Ayrıca, bebeğin emme ve nefes alma koordinasyonunu kazanmasının 32 ile 35'inci haftalar arasında geliştiğini belirten uzmanlar, bu süreçte kanguru bakımı ve anne ile ten tene temasın, bebeğin emmeye hazırlanmasında kilit rol oynadığını sözlerine ekledi.