Sağlık dünyasında meme ve yumurtalık kanserleri üzerine yapılan araştırmalar, genetik faktörlerin hastalık sürecindeki belirleyici rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Acıbadem Kent Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alpay Yılmaz, kanser vakalarının bir kısmının doğrudan ailevi geçişli olduğunu belirterek, bu durumun "Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu" olarak adlandırıldığını ifade etti.
Genetik riskin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, özellikle ailede genç yaşta kanser vakaları, erkeklerde meme kanseri görülmesi veya birden fazla bireyde benzer hastalıkların yaşanmasının ciddi birer uyarıcı olduğunu belirtti.
Riskli gruptakiler için yol haritası
Genetik testlerin kanser teşhisi anlamına gelmediğini, yalnızca kişinin yaşam boyu taşıdığı risk oranını belirlediğini hatırlatan Doç. Dr. Yılmaz, sürecin mutlaka uzman danışmanlığı ile yürütülmesi gerektiğini söyledi. BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarının bu sendromun en yaygın nedenleri arasında yer aldığını belirten Yılmaz, güncel gen panelleri sayesinde çok daha kapsamlı taramalar yapılabildiğini kaydetti.
BRCA1 mutasyonu taşıyan kadınlarda meme kanseri riskinin yüzde 80'lere kadar çıkabildiğine dikkat çeken uzman isim, BRCA2 mutasyonunun ise prostat, pankreas ve erkek meme kanseri gibi farklı türlerin riskini de artırabildiğini dile getirdi.
Kişiye özel koruyucu yaklaşımlar
Genetik yatkınlığı bulunan bireyler için standart bir tedavi yerine kişiselleştirilmiş takip programları uygulandığını belirten Doç. Dr. Yılmaz, "Çocuk sahibi olma sürecini tamamlayan kadınlarda yumurtalıkların ve tüplerin koruyucu amaçla alınması, kanser riskini ciddi oranda düşürmektedir. Ayrıca düzenli görüntüleme yöntemleri ve cerrahi seçeneklerle süreci yönetmek mümkün" dedi.
Doç. Dr. Yılmaz, genetik mirasın sadece bugünü değil, gelecek nesillerin sağlığını da ilgilendirdiğini belirterek, aile öyküsü olan kişilerin vakit kaybetmeden uzman görüşü alarak gerekli önlemleri almalarının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.