Aydın merkezli Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD), orman yangınlarını önleme stratejilerinde ezber bozan bir konuyu gündeme taşıdı. Dernek tarafından düzenlenen toplantıda, 1950’li yıllardan bu yana ormanlık alanlara girişi kısıtlanan keçi ve diğer otçul hayvanların, orman ekosistemi üzerindeki olumlu etkileri masaya yatırıldı.

Yangın Ekolojisi ve Bütüncül Yönetim
Toplantıya katılan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker, orman yangınlarının sadece söndürme çalışmalarıyla değil, bütüncül bir yönetim anlayışıyla ele alınması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Ürker, iklim değişikliği ve kırsal nüfusun azalması gibi faktörlerin ormanlardaki yanıcı madde yükünü artırdığına dikkat çekerek, geleneksel otlatma alışkanlıklarının terk edilmesinin yangınları daha yıkıcı hale getirdiğini ifade etti.

Keçiler orman altı yakıtı temizliyor
Doç. Dr. Ürker, keçilerin orman zararlısı olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu savunarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Silvo pastoralizm olarak bilinen model, orman ve hayvancılığın entegre edilmesini sağlar. Keçiler ve diğer otçul hayvanlar, orman tabanındaki kuru ot, çalı ve dalları tüketerek yangının yayılmasına neden olan yakıt yükünü doğal yollarla azaltır. Bu süreç, yangınların çıkış hızını düşürdüğü gibi, toprak nemini koruyarak biyoçeşitliliği de destekler."
Avrupa örneği Türkiye için model olabilir
İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde uygulanan projelerden örnekler veren Ürker, İspanya’nın Endülüs bölgesinde 220 çobanın devlet desteğiyle ormanları yangına karşı koruduğunu hatırlattı. Modern teknolojilerin, özellikle 'akıllı tasma' ve 'sanal çit' sistemlerinin kullanıldığı bu modelde, hayvanların yüksek riskli bölgelerde kontrollü otlatılmasıyla yangınların büyümesi engelleniyor. Uzmanlar, benzer bir sistemin Türkiye’de uygulanmasının hem orman güvenliğini artıracağını hem de yerel hayvancılığa ekonomik bir ivme kazandıracağını belirtiyor.