Manisa’da görev yapan eğitimci Dr. Servet Yalçınkaya, günümüzde anne ve babaların çocuklarını geleceğe hazırlama adı altında farkında olmadan onların doğal gelişim süreçlerini kısıtladıklarını ifade etti. Yalçınkaya’ya göre, çocukların yaşamlarının her anının yetişkinler tarafından planlanması ve sürekli bir başarı baskısı altında tutulmaları, uzun vadede özgüven ve problem çözme becerilerini olumsuz etkiliyor.
Akademik başarının ötesinde, bir çocuğun merak duygusunu korumasının, oyun oynamasının ve karşılaştığı zorluklar karşısında pes etmemesinin çok daha kıymetli olduğunu dile getiren Yalçınkaya, ebeveynlere "Çocuklarımızın önündeki tüm engelleri temizlemek yerine, o engelleri aşabilecek donanımı onlara kazandırmalıyız" çağrısında bulundu.

Bağımsızlık deneyimle kazanılır
Çocukların kendi başlarına yapabilecekleri işlerin ebeveynler tarafından "daha hızlı olsun" düşüncesiyle üstlenilmesini eleştiren Yalçınkaya, bu durumun çocuğun bağımsızlık duygusunu zedelediğini vurguladı. Yalçınkaya, "Ayakkabısını giymekten yemeğini yemeye kadar birçok küçük sorumluluğu çocuğun elinden aldığımızda, aslında onun kendi özgüvenini inşa etme sürecine de müdahale etmiş oluyoruz. Bağımsızlık, çocukluk boyunca biriken küçük deneyimlerle oluşur" dedi.
Eğitimde ezber yerine sorgulama
Dünyadaki farklı eğitim modellerinden örnekler veren Yalçınkaya, Finlandiya’dan Japonya’ya kadar başarılı sistemlerin ortak noktasının çocuğun sürece aktif katılımı olduğunu belirtti. Eğitimde hedefin sadece doğru cevabı veren değil, doğru soruyu sorabilen bireyler yetiştirmek olması gerektiğini savunan uzman isim, teknolojinin ise ancak gerçek yaşam deneyimlerinin yerini almadığı sürece sağlıklı bir araç olabileceğini ifade etti.
Başarısızlık bir öğrenme fırsatıdır
Çocukların her başarısızlık anında yetişkin müdahalesiyle karşılaşmasının, onların kendi çözüm yollarını üretme kapasitesini körelttiğini belirten Yalçınkaya, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:
"Çocuğunuzun her sıkıldığı anı bir etkinlikle doldurmak zorunda değilsiniz. Bırakın kendi oyununu kursun, hayal gücünü kullansın ve bir sorunla karşılaştığında farklı yollar denesin. Bizim görevimiz onlara kusursuz bir dünya sunmak değil; karşılaştıkları dünyada düşünebilen, üretebilen ve düştüğünde yeniden ayağa kalkabilen karakterli bireyler yetiştirmektir. Unutmayın, bir çocuğun gelişimi için en değerli yatırım, pahalı kurslar değil, anne ve babasının ona ayırdığı bölünmemiş dikkatidir."