Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kadıkalesi-Anaia Höyüğü, arkeoloji dünyasının dikkatini çekmeye devam ediyor. Geçmişi 5 bin yıl öncesine dayanan bu kadim yerleşim alanında, 25 yıldır aralıksız sürdürülen bilimsel araştırmaların 2026 sezonu 15 Temmuz itibarıyla resmen başladı.
Kuşadası Belediyesi’nin desteğiyle yürütülen çalışmalarda, 48 kişilik uzman bir ekip görev alıyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Suna Çağaptay, bu yılki stratejilerinin 5 farklı noktada yoğunlaşacağını belirterek, bölgenin tarihsel katmanlarını derinlemesine incelemeyi hedeflediklerini ifade etti.

Kilise ve Manastır Kompleksi Mercek Altında
Geçtiğimiz sezon Osmanlı, beylikler ve Bizans dönemine ait katmanların izini süren ekip, bu yıl rotayı biraz daha öteye çevirdi. Doç. Dr. Çağaptay, mevcut kazı dönemindeki temel amaçlarının kilise-manastır kompleksinin etrafındaki mimari yapıyı gün yüzüne çıkarmak ve Erken Bizans ile Geç Bizans dönemleri arasındaki tarihsel bağı kurmak olduğunu belirtti.
Kadıkalesi’ni Anadolu’daki diğer arkeolojik alanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, bazilikal planlı anıtsal kilisenin 5’inci yüzyıldan 14’üncü yüzyıla kadar kesintisiz bir şekilde kullanılmış olması. Ayrıca, kilise bünyesinde şifa kaynağı olarak kabul edilen kutsal su alanı ayazma da yer alıyor.

Tarihi Kitabe Pazar Günü Yasağını Belgeliyor
Kazı çalışmalarında ulaşılan en ilginç bulgulardan biri ise bölgenin sosyal yaşamına ışık tutan özel bir kitabe. Doç. Dr. Çağaptay, bu kitabenin o dönemde pazar günlerinin ibadet günü olduğunu kanıtladığını ve ticari faaliyet yasağı getirdiğini vurguladı. Hatta kitabe üzerinde, pazar günü ticaret yapanlara ölüm cezası verileceğine dair sert bir kanun maddesinin yer alması, bölgenin hukuk ve inanç tarihi açısından ne denli özgün bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne seriyor.