Nüket Ceylan

Nüket Ceylan

HAVA/BUKET UZUNER

26 Eylül 2018 - 09:35

Anlatmalara doyamadığım naif yazarım.Çevremdeki insanların ismimi hep “buket”diye anlamasından onun sayesinde mutluluk duyduğum yazarım.Buket Uzuner.

Onunla Konyaaltı (Antalya)kitap fuarında tanıştığımda ise hep romanlarındaki gibi naif,güleryüzlü ,zeki ve hoşgörülü olduğunu görüp çok sevinmiştim.

Kafamdaki yazar tipine aslında daha çok halkına yakın aydın-yazar tipine nasıl da benzediğini görüp diğer yazarlarda böyle midir?diyerek umutlandığım kişidir Buket Uzuner.

Aynı zamanda biyoloji ve çevrebilim eğitimi alan Odtü de araştırmacı,Iowa Üniversitesinde onur üyesi olan Odtü senatosu tarafından onurlandırılan bilim kadını kimliği de taşıyan   Buket Uzuner ‘i ben 17 yaşımda iken onun “iki yeşil susamuru anneleri-babaları  sevgilileri ve diğerleri”ile sevdim.

“Hava”ise onun”Su”,”Toprak”,”Hava”,”Ateş” olarak adlandıracağı tabiat dörtlemesinin üçüncü romanı .

Buket Uzuner bu kitaplarında çevreci,aktivist Defne Kaman karakterinden yola çıkar.Defne Kaman soyadı gibi Türk şamanizminin (Kamlık olarak da adlandırır yazar) öğelerini taşıyan Umay ninesinden el almış.Tıpkı Şaman gibi şifacı-bilge olan ninesi sayesinde toplumsal konulara özellikle doğa-insan ilişkisine çok önem veren bunun için “Su” da yunus mücadelesini,”Toprak” ta  geyik avına karşı,”Hava” da da nükleer enerjinin doğadaki tüm canlılar üzerindeki tehlikesine işaret eden bir başkahraman.

Bu bağlamda romanımızın konusuna gelirsek;Defne Kaman nükleer enerjiyi eleştiren bir yazısı nedeniyle hakkında dava açılmıştır.Dava Kayseri’de görülecektir.İşte Defne Kaman,

Yanına bilge ninesi Umay’ı ,çok sevdiği ve artık onlarla aynı evde yaşayan ama aslında sahaf dükkanından hiç çıkmayan ,insanlardan ürken diğer iki romanda hayat hikayesini hep merak ettiğimiz sahaf Semahat’i,Çorum ‘da iken tanıştığı zeki çocuk Karacayı,Umay ninesinin yeni hayat arkadaşı(dedesi ölmüştür)Ertuğrul Amcayı da yanına alarak Kayseriye gelir.

Öncelikle burada dünyanın ilk Tıp okullarından birini ve hastaları müzikle şifa etme yolunu açan Selçuklu Sultanı Gevher Nesibe’yi öğreniriz.   Bu genç Sultan’nın büstü şifahaneden kaldırılmış en kötüsü de adı silinip  Selçuklu Medeniyeti Müzesi yapılmıştır.Ne acı ki, Yazar,

Burada bizi eskiden Selçuklu Sultanlarının başı açık ,ata binen ,ok kullanan sarayda Sultanın ardından gelmeyen olduğunu da hatırlatıyor.

Belki de kendi köklerimizde yer alan “kadın onuru”kavramının tekrar bize yol göstermesi gerektiğinin altını çiziyor.

“Kadın Sultanımız Gevher Nesibe,Osmanlı’nın İstanbul’da hareme hapsettiği aslen köle sınıfına kayıt edilmiş kadın Sultanlar gibi yaşamıyordu.Ok kullanıp at binen,güçlü ,fikirleri olan ve bunları savunan bir kızdı”(syf59)

Daha sonra ise Semahat ‘in  gerçek hikayesini öğreniriz.Aile şiddetini…Bu öyle bir şiddettir ki çocuk bedeninde korkunç bir yara açan.Ve “namus” kavramı  üzerinden prim yapan.

Sonrasında Defnenin rüyalarına tanık oluruz dava süresindeki endişelerini.

Genç Karaca ‘nın ,Defnenin avukatı Kumruyla ilk aşkı tatması.Umay ninenin derin bilgisini,

Ertuğrul amcanın naifliğini.Hepsi öyle canlı tasvirlerle anlatılmış ki hikaye bizi hemen sarı veriyor.Tüm bunların etrafında kadim geleneklerimizi ,özümüzü ,biribirimiden ne kadar ayrıştırıldığımızı,cılız kalan adalet-hukuk kavramını,sürdürülebilir ve yenilebilirbir enerjinin varlığını eko sisteminin ne kadar harap ettiğini romanın arka plan kurgusu ile paralel yürüdüğünü.

Satır aralarında öyle haykırışlar olmuş ki:

“Daha iyi fikirlerin icatların ancak karşıtların eşit ve şeffaf koşularda tartışmasıyla ortaya çıktığı malumdur.Yani ancak demokratik ortamlarda insanlara ve tabiata zarar verecek yatırımlar ve projeler durdurabilir.”(syf 130)

“İnsanı susturmayı çalışmak (onu) eşya haline getirmektir.Fikrin kapısı ve eşiği hürriyettir.

Korku en tehlikeli şeydir.Oynamaya gelmez .Karşısındaki korkutmaya ve korku içinde yaşatmaya çalışan daima ilk ve en son korkandır”(syf 132)

“Herşey neye layıksa ona dönüşür”(syf 308)

Tüm bunların gölgesinde Kapadokyayı peri bacalarını efsanelerden izlemek ise kitabın en gösterişli kısmı olmuş.Dili su gibi akıcı olan Yazarımın “Hava”sını onun röpartajından şu

Sözlerle bitirmek isterim.

“İşte artık hem tabiat ,gezegenimiz hemde etik değerlerimiz  içinde yaşıyoruz.Hepimize akıl,sabır,sağduyu diliyorum.Haklı olduğumuz bir konuda mücadeleden vazgeçmek yaşarken ölmeyi kabul etmektir”(cunhuriyet kitap eki,20 eylül)

 

Nüket CEYLAN

Everest Yayıncılık ,327 syf

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Zeliha TÜRKMEN
    1 yıl önce
    Kitap tanıtımınızdaki akıcı ve merak uyandıran dilinizden ötürü kutlar, üçlemeyi merak edip hemen okumaya başlama isteği uyandırdığınız için size teşekkür ederim.Yeni kitap tanıtımlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
  • Nüket Ceylan
    1 yıl önce
    Bu güzel yorumunuz ve nezaketiniz için çok teşekkür ederim Zeliha Hanımcığım.Umarım bu ilginiz hep devam eder.Sevgilerimle

Son Yazılar