YANLIŞ ANLADIK
Çiğdem Adalı

Çiğdem Adalı

YANLIŞ ANLADIK

Bir Kemalizm’i yanlış anladık bu ülkede, bir de Müslümanlığı…

Kemalizm’i, özel günlerde Atatürk büstlerine çelenk koyup, “Atatürkçüyüz” demek sandık… Caddelere, sokaklara, binalara onun adını vermeyi bir felsefe sandık… Bu tarz gösterişlerden başka bir şey de yapmadık zaten… Hatta miras bıraktığı, altı okun anlamanı hepimiz okul sıralarında ezberlerdik ezberlemesine de, o felsefede yaşayıp çalışmadık… Altı ok amblemin “Benim ömrüm, buraya kadar getirmeye yetti. Bundan sonrası için çalışarak, okların gösterdiği gibi yükselerek devam etmek sizlerin görevi” demek olduğunu bile göremedik…

Üstelik uğruna canlar feda edilmiş tarihimizi, anlayamadığımız gibi rahmetli babası pinti olan miras yediler misali güzelim ülkeyi satıp savurduk… Şimdi el elde, el başta oturduğumuz yerde kalakaldık…

Kısacası Ata’mıza dair sesimiz hep vardı, görüntümüz hiç olmadı…

Aynı durum dinimiz içinde geçerlidir…

Üç İhlas suresi, bir Fatiha okuyan üzerine de iki rekât namaz kılan herkes Müslümanlığı ile gurur duydu… Peki ya gerisi?

Oruç tutmanın, dünyevi ihtiyaçlara karşı nefsimizi kuvvetlendirmek olduğunu bilemedik mesela… Hatta bunu bilemediğimiz gibi bir de, nasıl olsa zekât veriyorum diye düşünerek o muhteşem yeteneği para ile satın alabileceğimizi sandık… Oysa marifet aç kalmakta değil, açken doğru kalabilmekteydi…

Başka bir örnek ile devam edersek; günlük hayatımızda o ya da bu, hepimiz bir konu üzerinde uğraş veriyoruz… Öğrenci isek derslerimize, para kazandığımız bir işte çalışıyor isek ürünümüze emek veriyoruz… Çok çalışıyoruz ve çabamız sonucunda soyut ya da somut bir ürün çıkarıyoruz ortaya… Buraya kadar her şey çok güzel de, olur da karşımıza biri çıkıp emeğimize saygı duymaz ise ne çok üzülüyoruz öyle değil mi? Bizim zaman ve emek verip hizmete sunduğumuz ürüne dair hakaret edenlere nasıl kırılıyor ve hatta sinirleniyoruz…

Bu bakış açısından konuya devam edersek, öyle insanlar var ki; işler kendi planladığı gibi gitmediğinde ya da birisi, bir işi yanlış yaptığında o insana etmedik hakaret bırakmıyorlar…

Oysa Anlatılan şudur ki; Rabbimiz, insanı yaratırken kendi ruhundan ruh üfler yarattığına… Gerek bedenimizi gerek ruhumuzu oya gibi işleyerek dünyaya gönderir bizi…

Bu bilginin ışında, yukarıda verdiğimiz örneğe geri dönersek işini iyi yapmadığı ya da yanlış yaptığını düşünüp bağırıp hakaret ederek rencide ettiğimiz aslında kim? Hiç düşünmüş müydünüz?

Peki, bu şartlar altında Müslümanlığına kanaat getirmek haddimiz değil ama “Ben dini bütün bir Müslümanım” diyen kişi Rabbin yarattığına, Allah’ın emeğine böyle davranması ne kadar doğrudur?

Sözün özü, konu her ne olursa olsun ne kadar bilgili olduğumuz değil bilgimizi ne kadar bilinçli kullandığımızdır önemli olan… Bilincin olmadığı yerde bilgi tek başına yeterli değildir…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar