Aday Adayı ve Liyakat
Cem Şeker

Cem Şeker

İnşaat Mühendisi- Kentsel Dönüşüm Uzmanı

Aday Adayı ve Liyakat

              Değerli dostlar; mesleki ve teknik konular dışına uzun zamandır, çıkmamaya özen gösteriyorum.  İçimizdeki siyaset ateşi arada bir kıvılcım atıyor fakat bir türlü alev almıyor. Ülkemizde liyakate dayalı bir anlayış hâkim olmadıkça da bu durum değişmeyecek gibi duruyor.

                Alev Alatlı’nın  "Liyakat sorununu çözebilirsek rahmetli Özal'ın kehaneti doğrulanır. 21. yüzyıl gerçekten de Türklerin yüzyılı olur." Tespiti son derece doğru ve isabetli bir tespittir. Sonrasında “, Türkiye'nin asgari 250 yıldır karşı karşıya kaldığı liyakat sorununun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha hızlı çözülmesinin mümkün olabileceğini…” söylemesi tezatlar oluşturmakta. Bizim siyaseten, sosyal olarak, ekonomik olarak ve inançsal açıdan kısırlaşmamızın en büyük sebebi tek adama endeksli bir anlayışa sahip olmamız. Çoğunluk, kişisel ve insani gelişimine önem vermez oldu. Yalakalık ve adamcılık kişilerin ikbalinin en belirleyici vasıtaları oldu. Hal böyle olunca, eğitim ve gelişim abesle iştigal gibi algılandı gençlerimizce.

                Hatırlarsınız belki eski vekilimiz; AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, 'AK Parti'li bakan ve vekil yakınlarının torpille devlet kadrolarına atandığı yolundaki iddialara ilişkin soruyu, "Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede 'akrabalarını koru kolla' ayeti okunur." sözleri ile cevaplamıştı. Bu sakat anlayışın ne dinde, ne de insanlık anlayışında yeri yoktur. Böyle bir anlayış yüz yıllardır bizim benliğimize kazınmış. Aslında, akrabayı koruyup kollamak hepimizin boynunun borcudur. Sorun bunu kendi helal kazanç ve emeğimizle değil de Beytülmal ile yapmak. 

                 Hz. Ali’nin hilafeti döneminde, kardeşi Akil kendisine gelmiş ve yüklü borçları için para istemiştir. Hz. Ali o kadar parasının olmadığını beyan ederek O’nun yardım isteğine olumlu yanıt vermemiştir. Kardeşi Akil Hz. Ali’ye beytülmali hatırlatıp oradan kendisine para vermesini isteyince, Hz. Ali, Akil’e avucunu açmasını söylemiş.  Akil, gelecek olan paranın hayaliyle avucunu açtığında Hz. Ali, O’nun eline kor ateş parçasını koymuştur ve Akil feryat etmiştir. Bunun üzerine Hz. Ali, O’na “Sen bu ateşe dayanamazken, benden cehenneme dayanmamı nasıl talep edersin!” diyerek beytülmale uzanan ellerin akıbetini de bildirmiştir. Bu kıssanın devamı da malumdur. Akil artık Muaviye’nin safındadır ve yağlı sofraların konuğudur.  Bu kıssa sayfalarca yazıdan daha çok şey anlatır bana...

                Belediye Başkanlıkları ve Meclis Üyelikleri makamları, gerçek anlamda konusuna ve toplumuna hâkim insanlar tarafından doldurulursa ülkemiz, Özal’ın hayaline çok rahatlıkla kavuşabilir. Menfaat ve çıkar uğruna kurulan Fildişi Kaleler yıkılır ve Erbakan Hocanın, “Gardiyan değil! Garson Devlet!” hayali gerçekleşebilir. Atatürk’ün bizlere koyduğu hedeflere tek-tek ulaşabiliriz.

                Gazetemizin imtiyaz sahibi ve benim çok değerli arkadaşım, Cem Arıkan’ın meclis üyeliği aday adaylığı bu konuda atılmış küçük bir adım olsa da gelecek adına umut verdi bana. Böyle karakterli ve dürüst insanlar makamlara geldikçe ülkemiz daha da büyüyecektir. Siyasette temizlenme meclis üyeliklerinden başlayarak, belediye başkanlığı ve milletvekilliği olarak sürer İnşallah. Adaşımın verdiği umut için ona teşekkür ederim. 

“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

***

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!”

Necip Fazıl Kısakürek

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar