İZSİAD’ta Yüksel dönemi başladı!
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçilen Alaattin Yüksel, başkanlık görevine seçilmesiyle ilgili süreci anlattı. Ayrıca Yüksel, dernek olarak gerçekleştirmeyi planladıkları projelere ilişkin detayları da aktardı. Yeşil Akademi isimli projelerinin hazır olduğunu ifade eden Yüksel, “Bu projeyi çevreye duyarlı mesleklere özendirmek ve bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirmeyi hedeflediğimiz bir çalışma” diye konuştu.
İzmir Sanayici ve İş Adamları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, başkanlık görevine seçilme süreci, yapacakları çalışmalar ve projelere ilişkin GERÇEK HABERCİ’ye konuştu. Mevcut olarak hazır olan Yeşil Akademi ve xG çalışmalarından bahseden Yüksel, “Bizim ilk olarak başlamayı düşündüğümüz hazır bir projemiz var Yeşil Akademi diye. Bu projeyi çevreye duyarlı mesleklere özendirmek ve bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirmeyi hedeflediğimiz bir çalışma. Türkiye Eğitim Vakfı’yla da iş birliğiyle, bu yüzden de belki Türkiye çapında bir proje de olabilir ancak İzmir ağırlıklı olacak. Şu anda bu proje her şeyiyle hazır, gerek finansmanıyla her şeyiyle hazır. Yönetim kurulumuzla da bugüne kadar birikmiş ne kadar projemiz varsa bununla ilgili de bir araya geleceğiz ve bu konuda uzman bir arkadaşımız bize sunum yapacak” dedi. 15 STRATEJİK PROJE: xG Yüksel, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün iş dünyasının en büyük ihtiyacı, geleceği sadece konuşmak değil, ona hazırlanmak ve yön vermektir. İZSİAD olarak bizler, iş dünyasının geleceğini sadece bugünün koşullarıyla değil, yarının ihtiyaçlarını da öngörerek şekillendirmek istiyoruz. Hazırladığımız xG vizyonu, aslında geleceğin iş yapma biçimlerine ışık tutan bütüncül bir yol haritası. Bu vizyon; teknoloji ve dijitalleşmeyi yalnızca araç olarak kullanmayı değil, karar alma süreçlerinin merkezine koymayı, gelir modelleri oluşturmayı ve mevcut değer zincirlerini çeşitlendirmeyi, girişimcilik, yaratıcılık ve iş birliğini kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası yapmayı; toplumsal etkiyi ekonomik değerle birlikte büyütmeyi hedefliyor. Bu vizyonun altında geliştirdiğimiz her biri farklı etki alanına dokunan 15 stratejik proje, bu yenilikçi ve trend odaklı çatı vizyonun (xG) somut adımları olacak. Sürdürülebilirlikten dijital dönüşüme, yapay zekâdan yeni iş modellerine, toplumsal fayda yaratacak adımlardan uluslararası iş birliklerine kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. İş dünyasını, bilimi, teknolojiyi ve toplumsal sorumluluğu aynı masada buluşturarak güçlü bir gelecek tasarlıyoruz. Biz bu projelerle, sadece bugünün sorunlarını çözmeyi değil, yarının fırsatlarını da inşa etmeyi hedefliyoruz. Çünkü iş dünyası artık yalnızca kâr odaklı değil; çevreyi, toplumu ve geleceğin nesillerini de dikkate alan bir dönüşümün eşiğinde. Bizim için xG, bir vizyon tanımından öte. Bu yolculukta her bir üyemiz hem kendi işine hem de topluma değer katacak dönüşümün parçası olacak. Her projemiz sadece üyelerimize değil, aynı zamanda İzmir’e ve ülkemize katma değer yaratmayı hedefliyor. Bu kapsamda ilk olarak Yeşil Meslekler Akademisi isimli projemiz ile çalışmalara başlıyoruz. Ulusal çapta meslek lisesi öğrencilerini hedeflediğimiz projede çevrim içi eğitim programımızla yeşil dönüşüm odaklı geleceğin trendleri ve meslekleri hakkında gençlerimizin bilgi, farkındalık ve mesleki hazırlık düzeyini artırmayı hedefliyoruz. 100 gencin kabul edileceği eğitim programında, bir de ulusal kapsamda ‘Geleceğin Mesleği Yeşil’ isimli sosyal medya kampanyası düzenlenecek.” KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİYLE İLGİLİ BİR STANDART VAR Yüksel, İZSİAD eski Başkanı Hüseyin Cengiz’in istifa sürecine ilişkin de bilgiler verdiği konuşmasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON’a yönelik olan ve Cengiz’in yargılananlar arasında bulunduğu kooperatif soruşturmasına da değindi. Ayrıca kendisinin başkanlık görevine seçilmesine yönelik eleştiriler ve tepkileri de değerlendiren Yüksel, “Bunun temelinde aslında bizim kentsel dönüşüm projeleri yatıyor” ifadelerini kullandı. Yüksel, açıklamasına şöyle devam etti: “Kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili de uluslararası bir standart vardır. Bunun ülke bazında başarılı olabilmesi için o ülkede kişi başına düşen milli gelirin en az 20 bin dolar olması gerekiyor. Böyle olmayınca işte Aziz Başkan döneminde de yapıldı kentsel dönüşüm projeleri, hatta o zaman ben meclisteydim. Bir de bakanlar kurulu tarafından onaylanması şartı getirmişlerdi. Daha önce belediyelerde onaylanıp uygulanıyordu direkt. 9 tane proje İzmir’le ilgili çok güzel proje yapılıp gönderilmişti. Ben bakanlıkta onu takip ediyordum. Epey uzun sürmüştü İzmir’in projelerinin onaylanması. Uygulamaya geçtiği zaman ihaleye çıktı Büyükşehir Belediyesi ama bir tane giren müteahhit olmadı. Aziz başkan bir firmadan rica etmişti, bu Uzundere tarafı için. O proje ancak öyle yapılabildi. Teslim töreninde oradaydım insanlar çok mutluydu. Şimdi bakıyorsunuz habire şikâyetler var. Bizim mesela Ankara’da milletvekillerine, valilere bakanlara yönelik öyle TOKİ bir proje gerçekleştirmişti. Rezaletti yani çok kötüydü. Yan taraftaki özel sektörün yaptığı şeyler örneğin 10 – 15 milyona satılırken bizimkiler 4 – 5 milyon bile etmiyordu. Buradakiler çok kaliteliydi ve yerinde dönüşüm olması da çok mutlu etmişti insanları.” İSTİFA ETMESİ İÇİN GÖRÜŞTÜK Hüseyin Cengiz’in de kooperatif davasında yargılanması sebebiyle İZSİAD’ın adının sürekli oalrak gündeme geldiğini hatırlatan Yüksel, kurum adına zarar gelmemesi için Cengiz’le görevden ayrılması için görüştüklerini ancak o dönemde Cengiz’in bunu uygun görmediğini anlattı. Sonrasında ise kurum adının kamuoyunda daha da fazla gündeme gelmesiyle Cengiz’in istifa ettiğini belirten Yüksel, şöyle konuştu: “Aynı şeyi Tunç Başkan döneminde de kentsel dönüşüm projeleri sürdürülmek istendi. Orada da yine müteahhitler yoktu ihaleye giren. Kooperatif yöntemine gidildi. Kooperatifler aracılığıyla bu işi yapalım diye. Orada da iş dünyasından katkı istediler. Hüseyin Başkan, bizim önceki dönem başkanımız, öncülük yaptı. Kendisi de işte bazı kooperatiflerin başkanlığını da yaptı. Ama yine orada zorluklar çıktı. Malum yüksek enflasyon vardı. Özellikle de inşaat girdileri çok arttı. Orada biraz sanıyorum üye ilişkilerine de sorun oldu. Çünkü insanlar böyle çok kısa zamanda biteceğini ve sabit fiyatla ilerleneceğini düşündü. Arkasından bir de seçim geldi, malum o da bir ara verdirdi işe. İyice maliyetler yükseldi, üyelerde huzursuzluk başladı. Bu şikayetlere kooperatiflerde benzer davlar olmuştur genelde. Çünkü daha böyle düşük gelirli insanlar ancak o yolla konut sahibi olabiliriz diye giriyorlar. Ödeme güçlüğüne düşünce de sıkıntı oluyor. Soruşturmaya giden bir süreç başladı bunların sonrasında. O dönemde daha Temmuz ayında bizim yüksek danışma kurulu toplandı. Ben yoktum, danışma kurulunda varım ama o toplantıda yoktum yurt dışındaydım. Orada bir karar da alınmış. İZSİAD’ın başkanı diye anılmaya diye de başlayınca kamuoyunda, başka sıkıntılara neden oldu. Kuruma zarar vermemek için Hüseyin Başkan’ın geçici olarak da olsa istifa etmesi gerektiği konusunda biz burada görüştük kendisiyle. Ama o dönem Hüseyin Başkan bunu pek uygun görmedi, devam etti göreve. Biz de kendisini hani suçladığımız için değil. Dedik ki; ‘Arkanda duralım, seni destekleyelim ama kurumuna zarar vermemek için geçici olarak ayrıl görevden.’ İkinci operasyonda İZSİAD’ın adı sık sık geçtiği için kuruma zarar vermemek adına Hüseyin Başkan istifa kararı aldı.” SİRHAN ÖZEN OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL KARARI ALDI Yüksel, Cengiz’in istifası sonrasında yönetim kurulunun Sirhan Özen’i başkan olarak seçtiğini ifade etti. Ancak sonraki süreçte de üyeler içinde duyarlılığın devam ettiğini ve Özen’in ‘öyle düşünmediği halde’ kuruma zarar gelmemesi adına olağanüstü genel kurul kararı aldığını ifade eden Yüksel, kendisine başkanlık görevini yürütmesi yönünde gelen teklifleri ve sonrasında yaşanan süreci anlattı. Yüksel, açıklamasında şunları kaydetti: “Bu karardan sonra yönetim kurulu kendi içinden Sirhan Özen arkadaşımızı başkan seçti. O bir ay kadar bu görevi sürdürdü. Ancak hem İZSİAD üyelerindeki duyarlılık da biraz devam ediyordu. Yine aynı şekilde Sirhan Başkan da aslında böyle düşünmediği halde kuruma zarar vermemek adına olağanüstü genel kurul kararı aldı. Bizim toplantılarda da hep söyledim, yönetim kurulunda da bir çatlak çıktı yani. Ciddi sayıda üyelerde istifa var önümüzde. Böyle olunca yönetim kurulunda a çatlak çıkıyor, farklı düşünceler çıkıyor. Olağanüstü genel kurulla yenileyelim diyorlar. İstese Sirhan Başkan yaptırmayabilirdi de. Toplantı yeter sayısını sağlamaz yine yapmaz mesela. Ama o da aynı şekilde bu tartışmaların önünü kesmek için kendisi topladı yönetim kurulunu, yönetim kurulunda 10 kişi toplanmış. 2 çekimser 1 ret oyuyla olağanüstü genel kurul kararı alınıyor. Bu karar alındıktan sonra yüksek danışma kurulumuz toplandı, ben de içindeyim. Orada uzun fikir alışverişlerinden sonra çok farklı seçenekler de değerlendirildi ve bana teklif ettiler, ‘Bu süreci en azından olağan genel kurula kadar sen götür’ dediler. Onun öncesinde de bireysel olarak çok talep eliyordu bana bu süreci yönetmemle ilgili. Hatta bizim üyelerden bir süre sonra bize kızgınlıklar başladığını falan duyduk. Neden kızgın olduklarını sorduğumda da; ‘Size bir görev verilmiş danışma kurulu tarafından yapmamışsınız’ diye kızıyorlardı. Ben o bireysel talepleri hep reddettim. Çünkü düşünmüyordum böyle bir şeyi.” SORUMLULUĞU ALMAM YÖNÜNDE ORTAK TALEP ÇIKTI Yüksel, olağanüstü genel kurul sürecine dair şu bilgileri paylaştı: “Dedim ki; ‘Bu tartışma yöntemi doğru değil. Kurulları var bu derneğin, organları var. Bu organlar toplanır ve o şekilde bu karar alınır. Türkiye çapında zaten sorunumuz kurumların ve kuralların çalıştırılmaması. Onun üzerine zaten yüksek danışma kurulu toplandı. Hatta bana kalsa mesela başkanlar kurulu yılbaşında eski üyelerle beraber toplanır. Hasan Başkandan aslında onu rica ettik, eski danışma kurulu üyelerini de topla yani. Derneğin ilk kurucuları abileri de olsun. Ama öyle olmadı. O nedenle ben biraz yeterli görmedim onu. Dedim ki derneğin en aktif en dinamik kesimi nedir, komisyonlarıdır. O zaman bu komisyonlarımızı bir toplayalım onların görüşünü alalım. Komisyonlarımızla toplandık. 90 komisyon üyesi var, toplantıya 87 üye katıldı. 87 kişiyle toplantı yaptık. Onlarla da tartıştık, fikir alışverişinde bulunduk, değerlendirmeler yaptık. Onun sonunda da benim yönetmem konusun da oy birliğiyle bir karar aldık. Ben yine yeterli görmedim, geride kalan üyelerimizin de çağırılmasına karar verildi. Bir hafta içerisinde geri kalan üyelerimizi de çağırdık. Orada da gelenlerle yine toplantı yaptık. Orada da yine aynı karar çıktı. Benim bu sorumluluğu almam yönünde bir talep ortaya çıkınca artık reddedemezdim. Kısaca görevi bu şekilde üstlendim. Genel kurulda da birincisinde salt çoğunluğu sağladık ve orada genel kurulu yaptık. Orada 2 farklı oy çıktı biri Sirhan Başkandı, bir de bizde şöyle bir şey var. Ben karşı düşünceleri hep tahrik etmişimdir çünkü bu bizi geliştirir. Yönetim kurulu başkanlığı yaptığım yerlerde de burada yine aynı şekilde çalışacağız. Hani adil açık şeffaf olursan katılımcı bir yönetim anlayışı uygularsan hiçbir sorun çıkmıyor kurullarda. Burada da böyle aykırı görüşlerin özellikle söylenmesini istiyorum. Orada da bizim komisyon başkanlarımızdan bir arkadaşımız dedi ki; ‘Bu bu kadar oy birliğiyle olmasın, ben de aykırı oy vereyim’ dedi. Onu da gülerek yaptı. Bu şekilde bir oy çokluğu olarak geçti.” ORTAK AKIL VURGUSU Yüksel, iş dünyasının toplumsal ve yerel sorunlara karşı sessiz kaldığı yönündeki eleştirileri de değerlendirdi. İZSİAD’ın bu tarz durumlarda sessiz kalmadığını ancak dernek arasında bir birlik sağlanabilirse İzmir iş dünyasının etkili olabileceğini vurgulayan Yüksel, konuşmasına şöyle devam etti: “İZSİAD sessiz değildi. Ancak şöyle bir durum var. İZSİAD sonuçta bir dernek. İzmir’de kaç tane SİAD derneği var, belki 30 40 tane var. Bunun üst kurulları var, federasyonları var, konfederasyonları var. Onları da İZSİAD, ESİAD ve EGİAD öncülüğünde biz Türkiye’de bu federasyonlar ve konfederasyonlar yasası bizim girişimimizle çıktı. Ona öncülük ettik. Bu üç dernek öncülük etti, 9 dernek İzmir’de bir araya geldi. İZDEP diye o zamanlar, 2000’lere yakın bir tarihte. O İzmir Sanayici Dernekleri Platformu’nu kurduk her beraber. İçimizde farklı görüşten farklı partilerden arkadaşlarımız o dönemde de vardı. Bir grup 9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e gittiler ve destek istediler. Meclisten bu federasyonlar ve konfederasyonlar yasasının çıkması için. Bu başarıldı, yasa çıktı. Sonra burada BASİFED’i kurduk. BASİFED de yine bu bölgenin bütün derneklerini bünyesinde toplamıştı. Şimdi oralarda da federasyonlar kuruldu. Konfederasyon da Türk konfeti de İzmir’den Enis Özsarıhan’ı başkan yaparak yine bizim girişimlerimizle kuruldu. İZSİAD diğer dernekler gibi alt kademede bir dernektir. Bunu bir şeyler konuşulacaksa bir şeyler söylenecekse İzmir iş dünyasının çok daha etkili olması için de birlikte söylenmesi lazım. Birlikte söylemek için de biz önce şunu yapmak istiyoruz; ilk olarak kendi kurumumuzu güçlendirmek için etkinliklerle hem yeni üye kazanımı hem mevcut üyeler arasındaki ilişkileri güçlendireceğiz ve hem finansal hem kurumsal olarak daha güçlü bir dernek her açıdan güçlü bir dernek haline gelelim, bunu yaparken de hep beraber bir araya gelerek bütün üyelerimizle birlikte İZSİAD’ın üyelerinin beklentilerini ve sorunlarını tespit etmeye çalışacağız. Bu beklentiler ve onların sorunları çerçevesinde de ortak sorunları tespit edeceği ve çözümü de ortak akılla üreteceğiz. Birinci önceliğimiz bu olacak.” YEREL YÖNETİMLERDEN KATKI ALACAĞIZ Öte yandan kent ve ülke sorunlarıyla ilgili farklı görüşleri dinleyerek hareket edeceklerini ifade eden Yüksel, yerel sorunlarla ilgili yerel yönetimlerden katkı alacaklarını belirtti. Yüksel, şöyle konuştu: “Onun da dışında kentin sorunları, ülkenin sorunlarıyla ilgili de farklı görüşleri dinleyerek hareket edeceğiz. Mesela yerel yönetimlerden bu konuda katkı alacağız. Kentte ne var ne tartışılıyor, liman tartışılıyor mesela değil mi? Buca Cezaevi, Basmane Çukuru tartışılıyor. Bunlar tartışılan konular onun dışında ne sorunu var, ulaşım ve altyapı sorunları var. Ülke sorunları var. Küresel gelişmelerden dolayı bazı riskler var Türkiye’nin üzerinde yaklaşan. Biz bu konularda kendi üyelerimizle mesela Büyükşehir’in limanla ilgili görüşü var, limanla ilgili görüşleri var. Farklı düşünenler var. Onları da çağıracağız, bunları dinleyeceğiz tartışacağız ve bir görüş oluşturacağız. Aslında herkes bunu yaparsa bizim artık orada başkan görüşü değil kurumun görüşü olacak. Bunu üst kurullara taşıyacağız ayrıca başkanlar kurulu var bu kentin, oralara taşıyacağız. Mümkün olduğunca siyaset dünyasına da taşımaya çalışacağız ki kentte güçlü bir lobi oluşsun ve merkezi hükümete aktarılacak meseleyi de hep birlikte aktarabilelim. Niyetimiz bu. Önemli olan bir şeyleri birlikte yapabilmek. Özellikle kent söz konusu olduğuna farklı siyasi görüşlerle bir araya gelip bunu kent için merkezi hükümete de yerel yönetimlere de aktarabiliyor olması gerekiyor diye düşünüyorum.” İŞ VE SİYASET DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRELİM Kİ ANKARA’DA GÜÇLÜ LOBİ OLUŞSUN Yüksel, başkanlığı süresinde iş dünyası ile siyaset dünyasının ilişkilerinin nasıl ilerleyeceği planlarına ilişkin de açıklamalara bulundu. Tek tek milletvekillerini ziyaret etmek yerine siyaset ve iş dünyasını bir araya getirerek sorunların tartışılacağı programlar organize etmeyi hedeflediklerini ifade eden Yüksel, hükümet boyutunda güçlü bir lobi oluşturmak için de bunun gerekli olduğunu vurguladı. Yüksel, şunları anlattı: “Tek tek milletvekillerini ziyaret etmek yerine keşke bütün milletvekillerini bir araya getirebilsek. Biz bunu geçmişte yapmıştık. Bütün partilerin milletvekilleriyle, iş dünyasının öncülüğünde bir araya gelmiştik İzmir’in sorunlarını konuşmak için. Benzer bir şey keşke yapılabilse diye düşünüyoruz. Ancak bunu İZSİAD tek başına yapamaz. Bu yapılacaksa biz yine İZSİAD olarak bu görüşü ortaya atarız, federasyonumuza taşırız. Oradan diğer derneklerle de bir görüş birliği sağlanır. Odalarımız da olur işin içinde, odalar öncülük yapar. Ancak o güçte bir çağrı olursa 28 milletvekilini toplayabiliriz. İzmir iş dünyasının ortaklığıyla böyle bir buluşma organize edilebilir. odalarımız ve federasyonumuz öncülüğünde böyle bir çağrı yapılabilirse güzel olur diye düşünüyoruz. Diyelim ki olmuyor, bir araya gelmek istemiyorlarsa a bu sefer ayrı ayrı yapmayı deneriz. Ancak bununla ilgili bütün odalarımız ve federasyonumuz görüş birliği olursa olur. İş dünyasıyla siyaset dünyasını bir araya getirebilelim ki Ankara’da da güçlü bir lobi oluşturabilelim. İzmir ekonomik kalkınma koordinasyon kurulunda da farklı görüşler var. Madem biz öyle bir kurulu oluşturabildik ve İzmir’in sorunlarına çözüm arayabiliyor, orada görüş birliği sağlanabiliyor. Buna şaşırıp kalıyorsunuz mesela, bizim derneklerimizde de farklı partilerden insanlar hep olmuştur. Çok farklı partilerden yönetim kurulundan insanlar vardı, kendi partililerinizle anlaşamadığınız kadar bazen iyi anlaşabildiğinizi görüyorsunuz. Orada farklı bir durum var. Meslek ahlakı giriyor devreye. Bu görevlere talip olan insanlar gerçekten ülkede kentinde iyi şeyler olsun diye geliyorlar.”