Mahfi Eğilmez, sermaye-emek kavgasında yeni tehlikeye işaret etti

İktisatçı Mahfi Eğilmez, enflasyon ve faiz tartışmalarının asıl meseleyi gölgelediğini belirtti. Eğilmez, sermaye-emek kavgasında yapay zekanın emeği sistem dışına itebileceği uyarısında bulundu.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, güncel ekonomik tartışmaların odağında yer alan enflasyon, faiz ve büyüme gibi başlıkların, perde arkasındaki daha temel bir gerilimi gizlediğini vurguladı. "Sermaye-emek kavgasında son durum" başlıklı yazısında bu gerilimi "sermaye ile emeğin pay mücadelesi" olarak tanımlayan Eğilmez, küreselleşmenin ardından yapay zekanın emeği daha da kırılgan hale getirdiğini ifade etti.

"Daha çok çalışmamıza rağmen refahımız niçin artmıyor?"

Eğilmez, mevcut tabloyu anlamak için ekonomik verilerin ötesine geçerek, ortaya çıkan değerin nasıl paylaşıldığına bakılması gerektiğini belirtti ve birçok insanın aklındaki soruyu şöyle aktardı: "Bugün birçok insanın aklında aynı soru var: Daha çok çalışmamıza rağmen refahımız niçin aynı hızda artmıyor? Ücretler artıyor gibi görünse de hayat pahalılığı daha hızlı yükseliyor. Bu yalnızca bir ekonomik kriz meselesi mi, yoksa daha derin bir yapısal sorun mu var? Bu sorunun yanıtı üretim ve üretimin nasıl paylaşıldığı meselesinde yatıyor."

Sanayi Devrimi dengeleri sermaye lehine bozdu

Sermayenin doğası gereği büyüme eğiliminde olduğunu ifade eden Eğilmez, "Sermaye, doğası gereği büyüme eğilimindedir" dedi. Paranın kendini artırabildiğini, emeğin ise zamanla sınırlı olduğunu kaydeden Eğilmez, bu farkın uzun vadede sermayeyi avantajlı kıldığını belirtti. Sanayi Devrimi ile üretimin makinelerle hızlanmasının bedelini büyük ölçüde emeğin ödediğini hatırlatan Eğilmez, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve çocuk işçiliğinin bu dönemin belirgin özellikleri olduğunu aktardı.

Sosyal devlet anlayışı dengeyi yeniden kurdu

Zamanla işçi sınıfının örgütlenmesiyle bu dengenin değiştiğini belirten Eğilmez, sendikaların kurulması ve grevlerin yaygınlaşmasıyla emeğin gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal devlet anlayışının güç kazandığını vurgulayan Eğilmez, çalışma saatlerinin sınırlandırılması, asgari ücret ve sosyal güvenlik sistemleri gibi düzenlemelerle 20. yüzyılın ikinci yarısında emek ile sermaye arasında daha dengeli bir dönem yaşandığını kaydetti.

Küreselleşme emeği yeniden kırılganlaştırdı

Eğilmez'e göre bu denge, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle başlayan küreselleşme süreciyle yeniden bozuldu. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle işe alım ve işten çıkarma süreçleri kolaylaşırken, güvenceli çalışma modellerinin yerini esnek ve belirsiz biçimler aldı. Bu süreçte sermaye güç kazanırken emek daha kırılgan bir konuma geldi.

Yeni tehlike: Yapay zeka emeği devreden çıkarabilir

Günümüzde sendikaların etkisinin birçok ülkede azaldığını, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmanın yaygınlaştığını belirten Eğilmez, bu tabloyu derinleştiren yeni unsurun teknoloji olduğunu vurguladı. Yapay zekâ ve otomasyonun birçok işi insanlardan daha ucuza yapabildiğini, bunun da emeğe olan talebi azaltma potansiyeli taşıdığını söyledi. Eğilmez, sorunun artık yalnızca ücret düzeyi değil, emeğe olan ihtiyacın azalması boyutuna ulaştığını belirtti. Bu gelişmeler ışığında evrensel temel gelir gibi yeni çözüm arayışlarının gündeme geldiğini ifade eden Eğilmez, önümüzdeki dönemin kritik sınav sorusunu şu sözlerle ortaya koydu:

"Önümüzdeki yıllarda kritik soru şu olacak: Eğer üretimde emeğin rolü azalırsa, ortaya çıkan değerin paylaşımı nasıl yapılacak? Sermaye daha da güçlenirken, emek tamamen sistemin dışında mı kalacak, yoksa yeni bir denge mi kurulacak? Bu sorunun şimdilik kesin bir yanıtı yok. Ancak görünen şu ki, mesele artık yalnızca ekonomi değil. Bu soru aynı zamanda siyasetin, teknolojinin ve toplumsal tercihlerin ortak sınav sorusu olacak."

İLGİLİ HABERLER