Dursun Ataş: "İran’ın savaşı içine çekmek için füze atacağı son ülke Türkiye’dir"
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, ABD ve İsrail ile İran’ın içerisinde bulunduğu savaşla ilgili olarak, "İran’ın savaşı içine çekmek için füze atacağı son ülke Türkiye’dir" dedi.
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, ABD ve İsrail ile İran’ın içerisinde bulunduğu savaşla ilgili olarak, "İran’ın savaşı içine çekmek için füze atacağı son ülke Türkiye’dir" dedi. AK Parti MKYK Üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, savaştan ekonomiye, siyasetten ekonomik krize birçok konuda açıklama yaptı. Güncel konuları değerlendiren Ataş, ABD ve İsrail ile İran’ın içerisinde bulunduğu savaş hakkında konuştu. İran’ın Türkiye’yi savaşın içine sokmak için bilerek, bir saldırı gerçekleştirmeyeceğini düşündüğünü söyleyen Ataş, "İran’ın Türkiye’yi savaşın içine çekmek için füze atacağı son ülke olarak görüyorum. Çünkü İran ile bizim millet olarak bir birlikteliğimiz var. Komşuluğumuz var. Orada yaşayan insanların büyük bir ekseriyâsı Türk kökenli insanlar. 1500’lü yıllardan beri aramızda hiç savaş çıkmamış bölgemizdeki tek ülkedir. Ben İran’ın bilerek, isteyerek Türkiye’ye bir füze atabileceğine çok ihtimal vermiyorum. Çokta inanmak istemiyorum. Türkiye’nin atılan füzeleri karşılayacak gücü var. İsrail’in demir kubbeleri yerle bir oldu. Savunma sistemlerimiz bölgede en üst seviyede. Savaş sistemlerimiz üst seviyede. Yerli ve milli üretimlerimizde çok üst noktada. Bunları savuşturabilecek güçteyiz ancak keşke savaş hiç olmasa. Daha önce ülkemize yönelen füzeyi İran atmadığını söyledi Azerbaycan’a giden füzede atmadıklarını söylediler ama böyle zamanlarda çok şeyler olur. İnşallah savaş bir an önce durdurulur. Çünkü Orta Doğu’da büyük bir yıkım var" ifadelerini kullandı. "Ordumuz NATO’nun en güçlü ordularından" Türk ordusunun gücüne değinen Ataş, "Türkiye tarihin hiçbir döneminde dünyanın gelişiminin dışında kalmadı. NATO’nun en uç ülkesiyiz. Türkiye dünkünden daha güçlü. Ordumuzdaki asker sayısı profesyonel askerliğe geçişte düşmüş görünse de yine de NATO’nun en güçlü, kuvvetli ordularından birine sahibiz. 20 yılda tüm dünya farklı bir noktada ancak Türkiye çok daha farklı bir noktada. Biz bir ülkeyi işgal etmek için yada bombalamak için silahlarımızı geliştirmedik. Genelde ülkemizi savunmak ve caydırıcı olmak için savunma sanayimizi geliştirdik. Bize karşı bir saldırı olduğunda çok sert bir şekilde karşılığını verebilecek güçteyiz" dedi. "Kayseri’nin 10 milletvekilinin bir araya gelmesi gerekiyor" AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopruoğlu’nun Kayserili milletvekillerinin bir araya gelmesiyle ilgili yaptığı açıklamaya destek verdiğini ve Kayseri’deki 10 milletvekilinin parti fark etmeksizin bir araya gelerek, çalışma yürütmesi gerektiğini aktaran Ataş, "Kayseri milletvekilleri için Kayseri için koşturmam diye bir şey yoktur. Çünkü herkes buradan seçildi. Öncelikle vekiller Kayseri’yi yeniden imar etmek için ellerinden geleni yapacaktır. Biz 10 milletvekili olarak bir araya gelmeliyiz. Ara arada geliyoruz. Ancak geniş kapsamlı bir araya gelerek, kim ne yapacak konusunda iş bölümü de yapabiliriz. Bunları biz bazen kendi içimizde yapıyoruz. Ancak topyekun olarak bir planlama yapmaya ihtiyacımız var. Kayseri daha iyi yerlere gelsin diye gayet gösteriyoruz. Topyekun hareket edersek, çok daha hızlı gideriz" şeklinde konuştu. "Buluşma çağrısını Memduh Büyükkılıç, yapmalı" Milletvekillerinin bir araya gelmesi için yapılacak çağrının Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç tarafından yapılmasının uygun olacağının altını çizen Dursun Ataş, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç, şehr-i emindir. Yaş olarak da hepimizden büyüktür. Siyasi olarak da milletvekilliği ve uzun yıllar belediye başkanlığı yapmıştır. Birçok konuya da bizden fazla hakimdir. Memduh başkanımız, konuları ekibine hazırlatıp, bütün milletvekillerini bir araya getirebilecek konumdadır. Doğrusu da Memduh Büyükkılıç Başkanın çağrısıdır" diye konuştu. "2018 yılında başlayan ekonomik kriz uzun sürdü" 2018 yılında başlayan ekonomik krizin pandemi, deprem ve olumsuz gelişmeler sebebiyle günümüze kadar ulaştığını belirten Ataş, "2018 yılında bir kriz patladı. O günden beri kriz üstüne kriz yaşıyoruz. 8 yıldır, ülke olarak krizlerle boğuşuyoruz. İlk kriz patladığında bu ilk Türkiye’yi ilgilendiren bir krizdi. Daha sonra bu krizin üzerine küresel ölçekte şeyler bindi. Pandemi çıktı ve bir türlü toparlanamadık. Arkasından ‘asrın felaketi’ dediğimiz Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Depremin yıkımı gerçekten çok büyüktü. Orada hep beraber Kayseri olarak çalıştık. Bu depremin büyüklüğünü oraya giderek, çıplak gözle gördük. Bütün bunlar üst üste bindiğinde de çıkan krizin uzamasına sebep oldu. Ekonomide bir çok dalgalanmaya da sebep oldu. Çok daha önce bitmesi gereken kriz uzadı. ‘Tam toparlandık’ dedik ve bu günlere kadar geldik. Böyle bir yıkımın altından kalkmak her ülkenin karı değil" dedi. "Devletimiz her türlü sosyal yardımı yapıyor" Türkiye’nin vatandaşlarına destek olmak için her türlü sosyal yardımı yaptığını söyleyen Ataş, "Hiçbir vatandaşımız açta, açıkta bırakılmamaya çalışıyor. Devletimiz her türlü sosyal yardımı yapıyor. Sosyal devlet olma özelliğini zaten devletimiz yürütüyor. Kimseyi sıkıntı da bırakmıyor. Öğrencilere verilen burslardan tutun, yurtlara, yemek ücretlerine ve asgari ücretlilere yapılan yardımlara kadar devletimiz yapıyor. Evet ortada bir sıkıntı var ama inşallah sonuna geldik. Bu yılın ortasından itibaren devletimiz sosyal projelere daha çok ağırlık verip, vatandaşımızın refahını daha da yükseltmek için her şeyi yapacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Yılın ikinci çeyreğinden sonra emekli maaşında iyileştirme görülüyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026 yılının ikinci çeyreğinden sonra ekonomik gelişmelerin sinyalini verdiğini ifade eden Ataş, "Cumhurbaşkanımız ikinci çeyrekten sonra belirli şeylerin yapılabileceğinin sinyallerini verdi. Ancak ön görülemeyen şeyler oluyor. Örneğin savaş. Şu anda ne yapılabilir bilmiyorum ama ikinci çeyrekten sonra üçüncü çeyrekte, dördüncü çeyrekte çok daha rahat bir şekilde emekli maaşlarına iyileştirme yapılacağı görülüyor. Yapılması da gerekiyor. Ancak asgari ücretliye gelince biz sanayicimizin yanına gidiyoruz. Kendilerine maliyetlerini soruyoruz ve bize ‘daha önceden en büyük maliyetimiz hammaddeydi ancak şimdi işçi maliyetleri’ diyorlar. Devlet asgari ücret belirlenirken, hem işvereni hem işçiyi hem piyasayı hem de enflasyonu düşünerek, hakemlik yapıyor. Burada devlet sadece hakem" dedi. "9000 prim günü 7200 güne düşürülecek" Bağ-Kur’luların 7200 prim günüyle emekli olması için çalışmalarının sürdüğünü belirten Ataş, "Esnafın 9000 prim günü 7200 güne düşürülecek. Orada bir eşitlenme yapılacak. Çünkü orada büyük bir haksızlık var. Birisi 9000 gün ile emekli olurken, diğeri daha erken emekli oluyor. Orada bir problem yok. Ancak bunun düzenlemeleri hesap, kitap işi. Maliyet işi. Bu iş de bütün bu maliyetler yapıldıktan sonra yapılacak" diye konuştu. "Haklı sebeplerle gelen kimsenin hakkını yedirmem" Ataş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bir sorun varsa bu sorunun üzerine gidiyorum. Haklı olanları çözmeye çalışıyoruz. Kişisel olanları buraya katmıyorum. Kişisel olarak insanların ulaştığı çok şey var. Bir kişi hiç kimsenin hakkını yemeden haklı bir taleple geldiyse bunun peşine düşüyorum. Ben yılmıyorum. Bana herkes gelebilir. Siyasete girdiğim ilk günden beri hizmeti hep ön planda tutmuş biriyim. Ancak bazen insanlarda değerlendirmeyi yapmalı. Hep ben haklıyım. Benim dediğim hep doğru mantığıyla bakmamalı. Her şey iltimasla oluyor sanmasınlar. Ben iltimassız birçok kişiyi görüyorum. İltimas olmadan başarılı olan kendiliğinden bir yerlere gelen kendiliğinden üreten ve ülkenin geleceği için çalışan çok insan görüyorum. Bu mantıkla değil de haklı sebeplerle gelirlerse bizde elimizden geleni yapar, hiç kimsenin hakkını yedirmemeye çalışırım." IHA