Anahtar Parti İl Başkanı Çakır’dan çifte salvo!

Yayınlanma: 04.02.2026 16:50 Güncelleme: 04.02.2026 20:40

İzmir’in su, körfez temizliği, Basmane Çukuru gibi yerel sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Anahtar Parti İzmir İl Başkanı Hüseyin Çakır, “Yerel yönetimlerin beceriksizliği ve merkezi yönetimin siyasi oy kapma hesabı olarak problemleri görmemesi arasında sıkışmış bir İzmir var” ifadelerini kullandı.

Anahtar Parti İzmir İl Başkanı Hüseyin Çakır, İzmir’de uzun süredir tartışma konusu olan su sorunu, körfez kirliliği, Basmane Çukuru gibi başlıkları GERÇEK HABERCİ’ye değerlendirdi. İzmir’in yerel yönetim ve merkezi yönetim arasında sıkışmış bir şehir olduğunu vurgulayan Çakır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yapay yağmur ve deniz suyu arıtımı projelerini de doğru bulduklarını ifade etti. Ayrıca Çakır, liyakatli yönetimlerin önemine dikkat çekerek, “Yerel yönetimlerin beceriksizliği ve merkezi yönetimin siyasi oy kapma hesabı olarak problemleri görmemesi arasında sıkışmış bir İzmir var” diye konuştu.  TAMAMEN YEREL YÖNETİMLERİN BECERİKSİZLİĞİ  Çakır, İzmir’de uzun süredir kuraklıkla birlikte etkisini hissettiren su sorunuyla ilgili şehrin altyapısına dikkat çekti. Yağmur sularından yeteri kadar fayda sağlanamadığını ifade eden Çakır, “Biz suyla ilgili olarak yaklaşık olarak 10 gün önce, bu işin uzmanlarıyla bir toplantı yaptık. Hatta il binamızda da bununla ilgili bir seminer gerçekleştirdik. İzmir’de suyun geçmişi, geleceği; barajların durumu, susuzluk yanında İzmir Körfezi’ndeki kirlilik konularını konuştuk. Biz birkaç gündür yağan yağmura seviniyoruz ancak şu an boşa akıp giden bir suyumuz var. Çünkü yer altı sularımız için yer altı barajlarımız yok” dedi. Çakır, konuşmasının devamında şunları kaydetti:  “Bununla ilgili de ne merkezi hükümetin ne de yerel yönetimin bir projesi var. Tahtalı Barajı kuraklık nedeniyle çok düşük seviyeleri gördü. Bunların önüne de geçilmezse 2026 yazında çok ciddi bir kuraklık yaşayacağız. Üstelik susuzlukla mücadele için başlatıldığı söylenen sistematik su kesintileri de vatandaşın hayatını olumsuz etkiliyor. Buna da ne mevcut iktidar ne de yerel yönetimden ses var. Çünkü yerel yönetim SGK kesintilerinden şikayet ediyor, merkezi yönetim belediyenin yönetemediğini söylüyor. Bu kısır döngünün içerisinde kalmış bir İzmir var. İzmir bunu hak etmiyor. Betonlaşma nedeniyle de ciddi sorunlar yaşanıyor aslında. Havzaların betonlaştırılmasından bahsediyorum. Yapılan asfalt bile aslında su sorununun nedenleri arasında. Bu yağan yağmur sularının yer altı sularına da hiçbir katkısı yok. Ya taşıp denize gidiyor ya da kanalizasyona karışıyor. Yurtdışında çoğu ülkede bunun önüne geçmek için yağan yağmurun direkt kanalizasyondan ayrılıp yer altı su depolarına gönderilmesine yönelik altyapı çalışmaları var. Bu şekilde bu sular stoklanıyor. Bizim burada mesela dün takip ettim, Torbalı’da metrekareye 70 kilometre yağış düşmüş. Her taraf sel, tarım alanları yok oldu, giderler yok, su giderlerinin olduğu kanallar taşmış. Bu durum tamamen yerel yönetimlerin beceriksizliği. Akan suyu randımanlı depolayamamamız nedeniyle çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bununla ilgili de kökten reform lazım. İş bilen hükümetler, iş bilen yerel yönetimler lazım. Bunu sağlayabilirsek bu memlekette su sorunu da kalmaz, körfez kirliliği de kalmaz.”  BÜTÜN YATIRIMLAR ÇÖP OLMUŞ  Öte yandan İzmir Körfezi’nde görülen kirlilikle ilgili de konuşan Çakır, geçmiş dönemlerde körfez temizliği için yapılan yatırımların “çöpe gittiğini” söyledi. Çakır, konuyla ilgili olarak hem yerel yönetimi hem de merkezi yönetimi eleştirdiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı:  “1950’lerde İzmir Körfezi’nde başlatılan çalışmalarda Konak’ta, Bayraklı’da denize girilebiliyordu. Çocuklar deniz kenarında oturup, denize para atıp bir de onu bulmak için yarışıyorlardı. Bundan 30 – 40 yıl önce yaşanıyordu bu. Ancak şu an burada körfez kokusundan geçilmiyor, denizin altındaki deniz marulları da ciddi bir sorun, bunların temizlenmesine şimdi bile başlansa belki 10 yılları bulacak deniz altı çalışmaları yapılması gerekiyor. Burada biriken deniz atıkları, kanalizasyon atıkları, gemi atıkları deniz marullarına yapılıyor ve bakteri oluşumuna neden oluyor. O bakteriler büyüyüp patladığında ise oradaki balık ölümleri ve koku sorunu ortaya çıkıyor. Zamanında bununla ilgili Priştina çalışmış, Behçet Uz çalışmış ve başarı da sağlamışlar. Ancak bunlarla ilgili belki de milyar dolarlık yatırım olmasına rağmen 2000’li yıllarda yeniden kanalizasyon sularının denize akmasıyla birlikte bütün yatırımlar çöp olmuş. Konak’ta ağız tadıyla bir kahve içmeye hasret kaldı memleket. Bunu da radikal kararlarla bilen insanları düzgü yerlere atayarak bunları hepsini çözeceğiz. Yerel yönetimlerin beceriksizliği ve merkezi yönetimin siyasi oy kapma hesabı olarak problemleri görmemesi arasında sıkışmış bir İzmir var.” CEMİL TUGAY’IN PROJESİNİ DESTEKLİYORUZ  Çakır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın geçtiğimiz günlerde anlattığı ve kentte tartışma konusu olan bulut tohumlama projesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Bununla birlikte deniz suyu arıtımına ilişkin fikirlerini de dile getiren Çakır, söz konusu projelerle ilgili Başkan Tugay’a destek verdiklerini söyledi. Çakır, “Ben aslında suyla ilgili, deniz arıtmayla ilgi bir dönem işin finans kısmında çalıştım. Almanya’da ya da denize yakın ülkelerde deniz suyundan içme suyuna çevirmeyle ilgili çok ciddi projeler var hayata geçirilmiş. Tabii bunun çok ciddi maliyetleri var. Artık orada susuzluk mu para mı maaliyet mi desen kimse susuzluğu tercih etmez. Burada da gerçekten güçlü bir yerel yönetime ve güçlü bir hükümet desteğine ihtiyaç var. İzmir gibi her tarafı denizlerle çevrili bir yerde susuzluk sorunu çekiyoruz. Ama başka bir yerde yapay bulutlarla Suudi Arabistan’da çöllere ağaç dikiyorlar. Bunu başka ülkeler yaparken biz yapamıyoruz demek acizlik olur. Biz bu konuca Cemil Tugay’ın bulut tohumlama projesini destekliyoruz” diye konuştu.  GÖRÜNEN O Kİ AĞIZA YÜZE BULAŞTIRMA VAR  Çakır, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne kentsel dönüşümle ilgili yöneltilen eleştirileri de değerlendirdi. Büyükşehir iştiraklerinden İZBETON’a yönelik görülen kooperatif davasıyla ilgili ise yargı süreci devam ettiği için konuşmanın doğru olmadığını söyleyen Çakır, “Bununla ilgili yargılama devam ederken konuşmanın doğru olacağını düşünmüyorum. Ancak görünen o ki ağza yüze bulaştırma var. Kim ne derse desin, burada bir deprem olsa itfaiyenin giremeyeceği çok sokak var. Bunun artık tartışılacak bir tarafı yok. Burada kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi hem yerel hem genel yönetimin sorumluluğu. Burada bir felaket yaşanması durumunda bunun vebali hem yerel yönetimin hem de hükümetin boynunadır” dedi.  BASMANE ÇUKURU’NA OTOPARK FORMÜLÜ  Son olarak Büyükşehir tarafından kültür merkezi olarak değerlendirilmesi planlanan Basmane Çukuru’nda, İzmir’in otopark sorununa yönelik çalışma yapılması gerektiğini vurgulayan Çakır, “Ben olsam orayı otopark olarak değerlendirirdim. İzmir’de çok ciddi bir otopark sorunu var. Avrupa’da otopark üzerine stadyum yapan yerler var. Altında otopark, iş yerleri, kültür merkezi olan, en üst katında da stadyum olan yerleşim yerleri var. Burada benim bildiğim kadarıyla orası mahkemelik evet, bir çıkmazda” ifadelerini kullandı.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız