AK Partili Böhürler: "Hiçbir medya kurumunda başörtülü kadınların çalışması söz konusu dahi olamazdı"
AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, 28 Şubat sürecinde medyada yaşananlara ilişkin "Hiçbir medya kurumunda başörtülü kadınların çalışması söz konusu dahi olamazdı" dedi.
AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, 28 Şubat sürecinde medyada yaşananlara ilişkin "Hiçbir medya kurumunda başörtülü kadınların çalışması söz konusu dahi olamazdı" dedi. Böhürler, 28 Şubat Postmodern Darbe süreci öncesi ve sonrasında yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na anlattı. O yıllarda Kanal 7 Televizyonu’nda program sorumlusu olarak çalıştığını ifade eden Böhürler, "Ben 1995 yılında Kanal 7’de program sorumlusu olarak göreve başladım. Şimdi tabii bir medya çalışanı olarak toplumda olan bitenlere daha fazla duyarlı oluyorsunuz. Bizim o dönemler yaptığımız haberlerin, ana haber saatimizin en temel haberlerinin başında başörtüsü nedeniyle okuldan veya öğretmenlikten atılan kızlar vardı. Önce başörtülü öğretmenler ki yaklaşık sayısının 3000’i bulduğu söyleniyor. Bunlar kılık kıyafet yönetmenliğine uymadığı gerekçesiyle okuldan atıldılar. Daha sonra akademideki Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş eşi Sevgi Kurtulmuş da bunlardan birisidir. Akademide başörtülü olan az sayıda yani 2 veya 3 tane söyleyebiliriz. Sevgi Kurtulmuş, daha sonra da Kırıkkale Üniversitesi’nde Alev Erkilet. O daha asistandı o zaman. Onlar akademiden uzaklaştırıldılar başörtüleri gerekçesiyle. Ve bir kaçma kovalamaca dönemi başladı" şeklinde konuştu. "İkna odalarında başörtülü öğrencilere iki şey teklif edildi; Ya peruk takın, ya başınızı açın" 28 Şubat öncesinde ve sonrasında başörtüsü olan kızların okula gidemediğini ve başörtülerinin zorla açtırıldığını belirten Böhürler, "Özal’ın başbakan olmasıyla birlikte kısmi yumuşadı. Ama daha sonra üniversitelerdebaşörtüsü bir sorun haline gelmeye başladı. Mesela benim başımı örttüğüm dönemde tüm İstanbul’da 30 tane başörtülü öğrenci vardı. Yani çok az. Benim kendi üniversitemde bir taneydi. Anadolu’da neredeyse hiç yoktu. Ve Anadolu’da başörtülü öğrenciler de zorla açtırılıyordu. İkna odaları kuruldu. Ve bu ikna odalarında öğrencilere iki şey teklif etti. Ya peruk takın, ya başınızı açın ya da terk edip evinize gidin. Birçoğu Anadolu’dan gelmiş kız öğrenciler çok zor durumda kaldılar.Biz o dönemde sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bu öğrencilere destek olmak için büyük çaba sarf ettik. Ben o dönem hem aktivist hem sivil toplum kuruluşu içinde gönüllü çalışan bu süreçte bu konunun çözümü için gayret sarf eden ekibin içinde yer aldım. Medya’da yer almamla birlikte bu haberler giderek artmaya başladı" dedi. "AK Parti bu süreçte demokratikleşme adımlarıyla bu meseleyi daha çözülür hale getirdi" 2010’lu yıllarla birlikte başörtülü öğretmenlerin ve öğrencilerin kamusal alanda rahatladığını dile getiren Böhürler, "2014’te ilk başörtülü milletvekilleri Meclis’e girdi. Yani başörtülü bir milletvekilimiz 2014’e kadar yoktu.Partimizde başörtülü başkan yardımcımız yoktu. Biz tabii ki partinin kurucuları, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeleri olarak görünür idik ama resmi görevde ilk 2014’ten sonra olmuştur. Bu uzun süren bir süreçtir. Burada askerin, siyasetin üstündeki vesayetinin kalkması en önemli olay oldu. Türkiye’de demokratikleşmenin, kızlara, kadınlara yönelik ayrımcılığın kalkmasının, 28 Şubat’ın oluşturduğu o korku tablosunun yok edilmesi askeri vesayetin kalkmasıyla ancak mümkün oldu. Askerin, tüm siyasetin üstündeki vesayeti 28 Şubat kararlarını ortaya çıkarmıştı. Sonraki dönemde de bu ruhu devam ettirmişti ama AK Parti bu süreçte demokratikleşme adımlarıyla bu meseleyi daha çözülür hale getirdi" ifadelerini kullandı. "Hiçbir medya kurumunda bir başörtülü kadınların çalışması söz konusu dahi olamazdı" 2008 yılında Ali Kırca’nın "Siyaset Meydanı" programında "Başörtülü hakim neden olmasın, tabii ki başörtülü hakim olabilir" şeklindeki sözleri sonrası hakkında dava açıldığını hatırlatan Böhürler, "Şimdi başörtülü hakimlerimiz, savcılarımız ve milletvekillerimiz var. Kamu personelini yani her kesimde başörtüleri görebiliyoruz. O zaman TRT’ye bir başörtünün çıkması olay olurdu. Konuk olarak dahi, yani çalışması dahi mümkün değildi. Hiçbir medya kurumunda bir başörtülünün çalışması söz konusu dahi olamazdı. Şimdi bu kırıldı. Şimdi herkes isteyen başörtülü, isteyen başı açık, kendi yeterliliğine, liyakatine göre kurumlarda görev alabiliyor. Büyük bir değişim yaşandı. Yani sadece üniversitelerde değil, kamusal alanda değişim yaşandı" dedi. IHA